<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-3265728758268971570</id><updated>2011-10-04T20:46:29.515+03:00</updated><title type='text'>Ashes and Snow</title><subtitle type='html'>"...what matters is not what is written on the page
what matters is what is written in the heart..."</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://ashenica.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ashenica.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Ashenica</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02429010971565309820</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='14' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/SyMOp1NTSfI/AAAAAAAAAZ4/yGmc6SchGHw/S220/y%C3%BCz%C3%BCm2.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>54</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3265728758268971570.post-3591830962888903554</id><published>2011-07-12T00:17:00.001+03:00</published><updated>2011-07-12T00:34:08.049+03:00</updated><title type='text'>Leyleğin Geciken Adımı</title><content type='html'>Başka yolu  yok dedim , gidiyorum.&lt;br /&gt;Yürüdüm..&lt;br /&gt;Yürüdüm..&lt;br /&gt;Yürüdüm…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günlerce soluksuz&lt;br /&gt;Durmadan &lt;br /&gt;Aşkla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beni en iyi siz anlardınız oysa,&lt;br /&gt;Dökülürken kadınlığım&lt;br /&gt;Zincirle dolu bir oluğa&lt;br /&gt;Her çeşit ,desen desen &lt;br /&gt;Renk renk incileriniz&lt;br /&gt;Ne güzeldi boynunuzda&lt;br /&gt;Benim etimden başka&lt;br /&gt;Bir şeyim yok dedim.&lt;br /&gt;Onu getirdim kuşlarınıza.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nilüferleri boğan bir tufan &lt;br /&gt;Atların içinden koştu o an&lt;br /&gt;Gelip durdu alnımda&lt;br /&gt;Yürü  dedi.&lt;br /&gt;Sakın durma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yürüdüm.yürüdüm.&lt;br /&gt;gecelerce …&lt;br /&gt;merakla…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derin yarıklarda beklediniz beni.&lt;br /&gt;Kuşlar biriktirip yaralarıma&lt;br /&gt;Daha çok baktınız içime&lt;br /&gt;Kaybolmak pahasına.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biliyordum… &lt;br /&gt;Yürümenin aslında gitmek olmadığını&lt;br /&gt;Ama yine de yine de ben yürüdükçe &lt;br /&gt;Daha çok benziyorduk birbirimize&lt;br /&gt;Altımdan kayan toprak  örtüyordu etlerinizi&lt;br /&gt;Ve&lt;br /&gt;Ben yürüdükçe&lt;br /&gt;Daha çok benziyorduk bana &lt;br /&gt;ardımda bıraktığım  o kadın&lt;br /&gt;ölü bir balık gibi vuruyordu kalplerinize.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soruyorum çakıl taşlı sulara şimdi&lt;br /&gt;Kaybeden bir kadının neresi incinirdi  dudaklarından başka?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neresinden dönülürdü  bir yolun&lt;br /&gt;Nesinden kurtulurdu  insan&lt;br /&gt;Aşağılar hep uçurumsa&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atların içinden koştu o an  kadın&lt;br /&gt;Kendi tufanıyla&lt;br /&gt;Kendinden başka yol  yok dedi&lt;br /&gt;Sarıl ona.&lt;br /&gt;Sarıl ona.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yürüdüm…&lt;br /&gt;Yürüdüm…&lt;br /&gt;Yürüdüm…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;iframe width="425" height="349" src="http://www.youtube.com/embed/wiGg-Lu1Ojg" frameborder="0" allowfullscreen&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3265728758268971570-3591830962888903554?l=ashenica.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ashenica.blogspot.com/feeds/3591830962888903554/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3265728758268971570&amp;postID=3591830962888903554&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/3591830962888903554'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/3591830962888903554'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ashenica.blogspot.com/2011/07/leylegin-geciken-adm.html' title='Leyleğin Geciken Adımı'/><author><name>Ashenica</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02429010971565309820</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='14' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/SyMOp1NTSfI/AAAAAAAAAZ4/yGmc6SchGHw/S220/y%C3%BCz%C3%BCm2.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://img.youtube.com/vi/wiGg-Lu1Ojg/default.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3265728758268971570.post-6315697942596035567</id><published>2011-06-10T21:18:00.002+03:00</published><updated>2011-06-10T21:23:27.644+03:00</updated><title type='text'>Serçelerin Şarkısı</title><content type='html'>Bir orman gürültüsü bağışlayın bana&lt;br /&gt;Ruhumun içinde zonklayan biri var&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beni aldatabilme yetisi olan şeylere karşı hep  açık yüreklikle yürüyorum. Belki bu sefer…gerçekten tek bir sefer kuşların sesine kapandığım o dünyaya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlgisiz bir yığınla yaşamayı öğrenmeyi örgütlüyoruz artık. Masalları kapattık. Artık gece 12 den sonra prensese dönüşmüyor küçük kızlar. Yüksek kulelere tırmanmıyoruz aşk için. Özgürlüğü sadece kapılar kapandığında hatırlıyoruz. Varlığımızla bulanmış bir dünyayı içselleştiremedik henüz ama artık sormuyoruz , yaralarımızı gösteriyoruz birbirimize. Yaralarımızla koşuyoruz. Bazen öyle yaralarla karşılaşıyoruz ki onlardan da beslenmek istiyoruz. Sözcüklerimizi nereye koyacağımızın bir önemi de yok üstelik. Birbirimize anlatacağımız hiçbirşey kalmadı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Omuzlarına karanlık serpiştiriyorum biraz da gözlerinin altına mor halkalar koyalım, hmm böyle çok güzel görünüyorsun. Sana ne kadar dehşet içinde olduğumuzu , çıkışın kapalı olduğunu da söyleyebilirim ama korkma yanındayım bak. Haydi düşelim. Dünyanın merkezinden yok oluşumuzu izleyip ,tepkisizliğimizle ördüğümüz duvar deliklerinden gözyaşlarımızı  akıtalım.  Arkamızda sessiz sedasız hatalarımız kalsın, öyle derinlere gömülelim ki güneş hiç doğmasın hep karanlık olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;birbirimize öyle çok benzeyelim ki sonunda aynılaştıracak bir şeyimiz kalmadığında aynalara bakma cesaretini gösterebiliriz belki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm bunları az çok bildiğiniz halde birileriyle ya da bir şeylerle yaşadığınız bu döngüden sıkılırsınız. Yeniden başlamalı dersiniz ama bilirsiniz ki yeniden başlayabilmek için cesaretten çok alçaklığa gereksinim duyacaksınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizi bilmem ama ben gittikçe çürüyorum, benimle birlikte etrafımdaki her şey kokmaya başlıyor, en kötüsü de sıcak bir savaşın ortasında yaşamıyorum, kapımı her an çalıp varlığıma tehdit bir durumda yok, ama bir ordu kadar ölü hissediyorum. Yaşamınıza karışmış kişilerin size karşı duyacağı o sahte şefkatte sizi  kurtarmaz hale gelir. Ve dünyanız gittikçe acılar sirkine dönmeye başlar ve siz hatırlarsınız ölümünüzden başka kurtaracak bir şeyiniz olmadığını.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlar gittikçe ürkünç olmaya başlar , hikayeleriyle birlikte fantastik bir dünyadan bahsettiklerini düşünmeye başlarsınız. Bireyselliği savunurlar genelde ama en ufak bir karmaşada sizden en ilkel feodal normlarda bir kardeşlik arkadaşlık canlık vs beklerler. İçlerinden biriyle olmak demek onun bağlı olduğu tüm ilişki zincirine öyle ya da böyle eyvallah demekten geçer. Yoksa fark edilirsiniz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepsinin bir dünya görüşü , felsefesi , ideolojisi vardır ama onlardan daha ateşli bir savunucu olursanız sorgularını başlatırsınız. Her şey sanki sizin gelmenizi bekliyor gibidir. İpler gerilir, düzenekler kurulur, artık kaçış yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oldukları şeyin nedeni , olmadıklarının sorumlusu, sonunda dünyanın son durumuyla sizi ilişkilendirip kurban ritüelini tamamlarlar. İki seçeneğin bariz olduğu savaşları özlemeye başlarsın. Basittir çünkü ölürsün ya da öldürürsün. Birbirini sürekli kurban ederek naylon vicdan yaratmaktan daha kolaydır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepinizde sanki geriye birkaç saati kalmış insan halleri var. Kalan son dakikaları kendinize ayırmış gibisiniz.  Ötekileştirip , kötüledikleriniz sizi daha iyi bir insan yapmayacak, dahası daha iyi bir ölüm de vermeyecek. Kendinizi ise hiç sevemeyeceksiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;siz sadece kendi gürültülü sessizliğinizi duyarken,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu dünyada hala bir yerlerde serçeler kendi şarkılarını söylemeye devam edecek.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3265728758268971570-6315697942596035567?l=ashenica.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ashenica.blogspot.com/feeds/6315697942596035567/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3265728758268971570&amp;postID=6315697942596035567&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/6315697942596035567'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/6315697942596035567'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ashenica.blogspot.com/2011/06/sercelerin-sarks.html' title='Serçelerin Şarkısı'/><author><name>Ashenica</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02429010971565309820</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='14' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/SyMOp1NTSfI/AAAAAAAAAZ4/yGmc6SchGHw/S220/y%C3%BCz%C3%BCm2.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3265728758268971570.post-2747790140333181380</id><published>2011-01-06T19:37:00.003+02:00</published><updated>2011-01-06T19:41:13.496+02:00</updated><title type='text'>MOYA - İyimser bir düşün gözkapağı.</title><content type='html'>&lt;object width="480" height="385"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/3MZK9nuWS6o?fs=1&amp;amp;hl=en_US"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/3MZK9nuWS6o?fs=1&amp;amp;hl=en_US" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="480" height="385"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Göğsüme tırmanıyor sesler , bir koku arıyorum çığlımı bastırsın. Ayaklarımdan yüzüme doğru kasılıyor her yanım. Tavandan sarkan herhangi renkli bir ip diyorum sadece. Çek birini kurtul..&lt;br /&gt;Çek birini kurtul.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çekiyorum seni aşık oluyorum Moya. Dışarıda yağmur yağarken kafanı su dolu varillere sokma hissi gibi. Yapay..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayna seyrettiğim en güzel boşluğum oluyor sonra..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzak mıydı yakın mıydı bilmiyorum şimdi, hatırladığım bir çocukluğum vardı diyorum kiminin kiraz ağaçlarının gölgesinde gökyüzünü saçlarında hissettiği. Benim ağzıma acı sular geliyor düşündükçe , karanlık bir evde içime düşüyor çocuk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutsuz anların fotoğrafları yine meşhur ediyor vicdanlarımızı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küçük bir çekirge sürüsüyle sızlıyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve ben  Aşık oluyorum Moya . Tarçınlı bir deniz gibi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Korsanlar gemilerini bir deniz kabuğuna takas ediyor burada.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fillerin uykusunda yırtılmış ormanlar&lt;br /&gt;Gökyüzüne taşınırken&lt;br /&gt;Saçlarıyla insanlar kutsal kitapları yırtıyor &lt;br /&gt;Ve peçesi düşüyor yaralı atların&lt;br /&gt;Boylu boyunca yatan derelerin damarları&lt;br /&gt;Sarılırken umutlara.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şey bir an ‘da &lt;br /&gt;Burada&lt;br /&gt;Boş bir şarap şişesine koyduğum not gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayna..&lt;br /&gt;Bu dünyada sahip olduğum en güzel boşluk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve ben  sana aşık oluyorum Moya&lt;br /&gt;Tarçınlı bir deniz gibi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3265728758268971570-2747790140333181380?l=ashenica.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ashenica.blogspot.com/feeds/2747790140333181380/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3265728758268971570&amp;postID=2747790140333181380&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/2747790140333181380'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/2747790140333181380'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ashenica.blogspot.com/2011/01/moya-iyimser-bir-dusun-gozkapag.html' title='MOYA - İyimser bir düşün gözkapağı.'/><author><name>Ashenica</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02429010971565309820</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='14' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/SyMOp1NTSfI/AAAAAAAAAZ4/yGmc6SchGHw/S220/y%C3%BCz%C3%BCm2.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3265728758268971570.post-2767884290586945478</id><published>2010-12-09T16:43:00.002+02:00</published><updated>2010-12-09T20:09:45.856+02:00</updated><title type='text'>Küller sana.</title><content type='html'>&lt;object width="560" height="340"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/_jz7FE1w51E?fs=1&amp;amp;hl=en_US"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/_jz7FE1w51E?fs=1&amp;amp;hl=en_US" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="560" height="340"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüy ateşe&lt;br /&gt;Ateş kana&lt;br /&gt;Kan kemiğe&lt;br /&gt;Kemik iliğe&lt;br /&gt;İlik küllere&lt;br /&gt;Küller kar'a…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu gece sustum aynalara.siyahsız bir geceydi. Avucunun içinde yaşayan bir kadın olduğuma inan yine de sen. Hayallerimi çizdim ve gittim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3265728758268971570-2767884290586945478?l=ashenica.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ashenica.blogspot.com/feeds/2767884290586945478/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3265728758268971570&amp;postID=2767884290586945478&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/2767884290586945478'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/2767884290586945478'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ashenica.blogspot.com/2010/12/kuller-sana.html' title='Küller sana.'/><author><name>Ashenica</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02429010971565309820</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='14' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/SyMOp1NTSfI/AAAAAAAAAZ4/yGmc6SchGHw/S220/y%C3%BCz%C3%BCm2.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3265728758268971570.post-2756207514029501664</id><published>2010-12-09T16:23:00.002+02:00</published><updated>2010-12-09T16:40:32.970+02:00</updated><title type='text'>Illuminate My heart</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/TQDqVdsIEhI/AAAAAAAAAgM/D09efd7fFxs/s1600/More_than_meets_the_eye_by_Plainsong.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/TQDqVdsIEhI/AAAAAAAAAgM/D09efd7fFxs/s320/More_than_meets_the_eye_by_Plainsong.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5548692395388310034" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün gece duydum onları. Duvarların içindeler. Kocaman farelerden bahsediyorum, kemiriyorlar. Hiç durmadan hareket ediyorlar. Fısıldıyorlar. Derinlikten bahsediyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güneşi kapatan aykırı ağaçlar yetişince kafa derilerimizden&lt;br /&gt;Bir karış aşağısı karanlık oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derinlik.&lt;br /&gt;Küçük kızların cep telefonlarını  süsleyen pembe bir kondom&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıllardır bu büyük bahçede kayıp bir göz arıyorum. En son ağladığımda düşürmüştüm.&lt;br /&gt;Hatırlamıyorum zamanı neydi. Kimdim. Hanginizdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kedinin peşinden ilerliyorduk ağır ağır. Buz torbalarına doldurmuştuk acılarımızı. Nietzsche ‘nin omzundaki bir yaradan  her saat başı hayat fışkırıyordu.  Yaşam doluyorduk. Güçlüydük. Ölümsüzdük. Kıçlarımızdan sarkan intihar çiçekleri ,ağzımızda eski saksılar kadar  Asil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kayıp bir göz arıyordum. Hatırlamıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Deniz kabuklarının arasına sıkıştırıldım sonra , kıpırdayamıyordum olduğum şeyden. Her defasında yeni bir kokuyla çığlımı bastırıyordunuz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Duyuyorum onları duvarın içindeler. Fısıldıyorlar..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5 gün karanlık ve dalga sesleriyle uyandığın o kasaba. Bir gün başkasını koyduğunda bu deliğe kim olduğunu anlayacaksın diyen o ses. &lt;br /&gt;Ah Güzel kalan hiçbir yara yok lale!&lt;br /&gt;Her yerim acıyor işte&lt;br /&gt;Kızıl taylar, pembe bacaklı deniz kızları&lt;br /&gt;Hepsini yuvarladım aşağı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Duvardaki fısıldıyor;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Söyleyecek başka bir şeyim yok artık.&lt;br /&gt;Unutmak istemiyordum oysa.&lt;br /&gt;Güzel kalan yaralar da vardır çünkü...&lt;br /&gt;Limon kokulu, yağmurlu kadınlar vardır.&lt;br /&gt;Hiç unutmayan kadınlar vardır... limon kokulu...&lt;br /&gt;herşeye rağmen... yağmur kalan kadınlar vardır...” L.M&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3265728758268971570-2756207514029501664?l=ashenica.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ashenica.blogspot.com/feeds/2756207514029501664/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3265728758268971570&amp;postID=2756207514029501664&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/2756207514029501664'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/2756207514029501664'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ashenica.blogspot.com/2010/12/illuminate-my-heart.html' title='Illuminate My heart'/><author><name>Ashenica</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02429010971565309820</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='14' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/SyMOp1NTSfI/AAAAAAAAAZ4/yGmc6SchGHw/S220/y%C3%BCz%C3%BCm2.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/TQDqVdsIEhI/AAAAAAAAAgM/D09efd7fFxs/s72-c/More_than_meets_the_eye_by_Plainsong.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3265728758268971570.post-1866083873343241292</id><published>2010-12-09T15:48:00.000+02:00</published><updated>2010-12-09T15:49:00.178+02:00</updated><title type='text'>Kenevir</title><content type='html'>O kadar çok bizle doluydu ki bu dünya. Mutsuzluğumuzu  nereye koymamız gerektiğini bulamıyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bohemyada bir okyanus&lt;br /&gt;Endülüste bir köpek&lt;br /&gt;Casablanca da aşık &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyazların içinde hep trajediyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir şarkı en büyük araç oluyor bazen  kafayı bulmaya yakınken. Hep ıssız hallerdeyiz, yalnız bırakılmış, korunmasız aynı zamanda dibe vurmuş bir kahramanlık gösterecek kadar budala, yan yana sıkış sıkış şişelenmiş acı turşuları gibiyiz. &lt;br /&gt;Hepimizin apış arası acıyor. Kalplerimizde hep imkansızı oynayan yıldızlardan yeni düşmüş melek iskeletleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kötüyü tanımladın ve şimdi bir adım ilerdesin. İyisin.&lt;br /&gt;İnanmadığın her şeyi bir başkasında arayacak ve bulamayınca öfkeleneceksin.Sonra o öfkeni yüceleştirecek sanki akıl çağına yeni bir ruh katabileceğini sanacak kadar küstah olacaksın.&lt;br /&gt;Benim acılarım var diyeceksin. Düşlediklerim.&lt;br /&gt;Açlığın büyüyecek. &lt;br /&gt;Kendini ne kadar tahrip edersen doğruya o kadar yakın olduğunu düşüneceksin. Ama her zaman daha fazlasını bekleyenler olacak. Dönüp dolaşıp en temel sorunlara ulaşınca acılarının değil acılarınla nasıl yaşaman gerektiğinin önemli olduğunu farkına varacaksın.&lt;br /&gt;Düşlerini unutacak ve başkalarının düşlerinde olmayı dileyeceksin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir toz bulutunun içine düşmek gibi hafifçe,  gözlerinin senin içinde olmayacağın bir yolculuğa kapanacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kenevir ağaçlarının gölgesi dağılırken saçlarına&lt;br /&gt;Kendini her sabah inandırdığın o öykünün içinde&lt;br /&gt;Bir başkası olduğuna inanmak gibi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3265728758268971570-1866083873343241292?l=ashenica.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ashenica.blogspot.com/feeds/1866083873343241292/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3265728758268971570&amp;postID=1866083873343241292&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/1866083873343241292'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/1866083873343241292'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ashenica.blogspot.com/2010/12/kenevir.html' title='Kenevir'/><author><name>Ashenica</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02429010971565309820</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='14' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/SyMOp1NTSfI/AAAAAAAAAZ4/yGmc6SchGHw/S220/y%C3%BCz%C3%BCm2.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3265728758268971570.post-9150594704124871598</id><published>2010-05-30T21:28:00.002+03:00</published><updated>2010-05-30T21:37:06.477+03:00</updated><title type='text'>1980 Yanaklarımıza çizilmiş yarım Şahmeran</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;1980’ ler dediğimiz de hepimiz ilk önce şarkıları , filmleri hayatımıza girmiş dizi karakterleri, çizgi filmleriyle hatırlarız. Her ne kadar benim yaşıma denk kişilerin özlemle ve neşeyle hatırladıkları o zamanlar hem ülkemiz hem de dünya açısından o kadar pembe geçmemişti oysa.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama tüm bu kaosun bizi ilgilendirmediği zamanlardı.Pamuk helvalar pembeydi, Şirinler maviydi, Gargamel  hep kötüydü. He-man her zaman yardıma hazırdı .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer yandan Anne babalarımızın, ağabeylerimizin ablalarımızın sesleri kısılmış, sanki bir gün içinde hayalini kurdukları Atlantis suyun dibini boylamıştı. 80 darbesinden sonra Türkiye’nin  tek dinamiği olan Tv hayatlarımızın içine yerleşmiş, onunla yatar onunla kalkar, sadece ondan bahseder olmuştuk.&lt;br /&gt;Bu durum sokaklarda istenmeyen bir güruhu kilit altında tutmaya yetecekti elbette.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Batı’nın refaha yönelik atılımlarının en yoğun olduğu bu dönem, yeni endüstriler çağı olarak adını tarih sayfalarına yazdırıyordu. Abd ‘de Ronald Regan’ın seçilmesiyle tek düşman olarak görülen komünizm ve onun temsili ülkelere karşı birlikler kurulmaya neo liberalizmin sınırlarını zorlamaya başladıkları yıllardı. Yine Orta doğuda radikal İslamcıların  bu dönem kendini göstermesi, doğu blok ülkelerinin çatırdamaya başlayan seslerine denk düşmekteydi.&lt;br /&gt;70 ‘lerin düşüncüler, yeni fikirler, her alanda devrim çağı kapanmış yerine bol ışıklı, janjanlı herkesi büyüleyecek kapasiteye sahip , ne olduğunu bilmediğimiz ama içine sürüklendiğimiz  bir balon çağına giriyorduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni çağ politikaları kendi popüler kültürlerini yaratmaya ve kendi basın-medyasını dünya çapında bir güç haline sokmaya başlamıştı. Türkiye’den baktığımızda Fransız şarkılar pikaplar atılıp yerine kasetleri ve çikolata renkli şarkıcıları dinlediğimiz, mtv den aşırtma klipleri defalarca trt de izlediğimiz bir zamana düşüyorduk. Elbette sadece ülkemizi etkisi altına alan bir durum değildi kendisi. Tüm dünya artık Michael Jackson’ı tanıyor Mtv’den bahsediyordu. Üstelik bu naylon kültürü giymeye yaşamaya ve konuşmaya çalışıyorduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyadan ve bizden bir kaç örnek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/ekFC-O7h7qQ&amp;amp;hl=hu_HU&amp;amp;fs=1&amp;amp;" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="425" height="344"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/ORoy4NQsa5M&amp;amp;hl=hu_HU&amp;amp;fs=1&amp;amp;" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="425" height="344"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/B4dcjB14w6w&amp;amp;hl=hu_HU&amp;amp;fs=1&amp;amp;" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="425" height="344"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ümit Besen’in katkıları su götürmez.&lt;br /&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/L_gnwl2khlM&amp;amp;hl=hu_HU&amp;amp;fs=1&amp;amp;" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="425" height="344"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sadece buz dağının küçük bir parçasıydı. Bazıları diyecektir elbet daha önce de etkilenmedik mi dünyada olup bitenden Evet ama bu sefer matematiği önceden hazırlanmış bir şeyle karşı karşıyaydık. Artık kapitalizm globalleşmeye kendi popüler kültürünü dayatmaya, ne söylerse onu tüketmeye çağırıyordu insanları. Çünkü dünya ülkeleri birbirinden en çok bu yolla etkilendiği su götürmez bir gerçekti. Yine bu dönem Amerika ‘da yükselen  uyuşturucu karşıtı  mücadele ,kampanyalar , bunun üzerine kurulan sivil toplum örgütlerinin desteklenmesi yine aynı zamanda karşıt olunanı popüler hale getirmeye, var olduğu alanı genişletmeye daha büyük kitleleri hedef haline getirmeye başlıyordu. 70’leri öldürmeyen uyuşturucular değişiyor,işleniyor, sentetikleşiyor underground bir biçimde tekelleşiyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buz dağının görünmeyen bu yüzü 80’lerin bitimiyle kendini gösterecek uyuşturucu ölümleri ve adını yeni duyuracak hastalıkları beraberinde getirecekti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim için oldukça renkli görünen bu yıllar aslında tüm dünyanın es geçtiği bana göre felaketler zincirlerinin başladığı bir dönemi işaret eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sovyet- Afganistan savaşı&lt;br /&gt;İran –Irak savaşı (kimyasal silahları gündeme getirdi)&lt;br /&gt;Gandi’nin ölümü&lt;br /&gt;İsrail-filistin –Lübnan&lt;br /&gt;Çernobil kazası&lt;br /&gt;Exxon Valdez Kazası&lt;br /&gt;Polonya ve Macarista’nın ciddi ekonomik çöküntü sonrası yarattığı karışıklık Sovyet bloğunun parçalanması gibi aslında Dünya’nın çok ciddi süreçlerden geçtiği ama o şişirilen balonda hepimizin uykulara daldığı ve bir gün prenses ya da rock yıldızı olacağımız inancıyla günleri ertelediğimiz bir zamanı yaşıyorduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi kendi çocukluğuma ve geçen zamana baktığımda anlıyorum ki  hiçbir zaman  bir prenses olamayacağım ve mavi rengi sadece şirinler yüzünden seveceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık müziği kapatmanın ve uyanmanın vaktiydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3265728758268971570-9150594704124871598?l=ashenica.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ashenica.blogspot.com/feeds/9150594704124871598/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3265728758268971570&amp;postID=9150594704124871598&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/9150594704124871598'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/9150594704124871598'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ashenica.blogspot.com/2010/05/1980-yanaklarmza-cizilmis-yarm-sahmeran.html' title='1980 Yanaklarımıza çizilmiş yarım Şahmeran'/><author><name>Ashenica</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02429010971565309820</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='14' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/SyMOp1NTSfI/AAAAAAAAAZ4/yGmc6SchGHw/S220/y%C3%BCz%C3%BCm2.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3265728758268971570.post-7382951672478188633</id><published>2010-05-29T21:15:00.000+03:00</published><updated>2010-05-29T21:16:19.907+03:00</updated><title type='text'>Mimoza II.</title><content type='html'>Ateşe hükmetmeyi öğrenir insan sonra&lt;br /&gt;sudan çıkabilirse eğer.&lt;br /&gt;Ben seni boğduğumu ilk kez o zaman anladım&lt;br /&gt;mavi bir mimozayla&lt;br /&gt;Çivilerken bütün çelimsiz karidesleri kayalara&lt;br /&gt;Bileklerini emiyordu vatozlar&lt;br /&gt;Aşktı bu  ağıl ağıl&lt;br /&gt;Dirim dirim iplik&lt;br /&gt;Buz kırıklarına abanan yıldızlar &lt;br /&gt;Üstümde ölürken&lt;br /&gt;Vicdanı yoktu suyun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O yüzden Kan hiç çıkmadı ağzımızdan&lt;br /&gt;O sözler hiç söylenmedi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3265728758268971570-7382951672478188633?l=ashenica.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ashenica.blogspot.com/feeds/7382951672478188633/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3265728758268971570&amp;postID=7382951672478188633&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/7382951672478188633'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/7382951672478188633'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ashenica.blogspot.com/2010/05/mimoza-ii.html' title='Mimoza II.'/><author><name>Ashenica</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02429010971565309820</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='14' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/SyMOp1NTSfI/AAAAAAAAAZ4/yGmc6SchGHw/S220/y%C3%BCz%C3%BCm2.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3265728758268971570.post-7631539697429800305</id><published>2010-05-29T21:14:00.000+03:00</published><updated>2010-05-29T21:15:45.776+03:00</updated><title type='text'>Mimoza Günlükleri I</title><content type='html'>“Masalın nerede bittiğini, hayatın nerede başladığını fark edemiyorum.” Ölümle rüya arasında: “Dün gece rüyamda biri beni öldürdü.” … “ölüm de bir rüya değil mi”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir anı düşlemek onu sonsuz kılmanın tek yoluydu. Neydi seni bu kadar uzağa koyan bilmiyorum.Neydi beni bu kadar düşleten.  Sanki tüm hayatımız kötünün tanımlanması üzerine kuruluydu. Kan tükürüyorduk sevgilerimize. Sırtına konuçlanmış bir kış böceği, ya da omuriliğinde saf bir acid lekesi gibiydim.Acıttıkça daha çok seviyordun. Ne çok kan vardı suyumuzda.&lt;br /&gt;Ne çok açlık.&lt;br /&gt;Ne  çok drama.&lt;br /&gt;Bıraksak hüzün düzecekti safkan götlerimizi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3265728758268971570-7631539697429800305?l=ashenica.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ashenica.blogspot.com/feeds/7631539697429800305/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3265728758268971570&amp;postID=7631539697429800305&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/7631539697429800305'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/7631539697429800305'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ashenica.blogspot.com/2010/05/mimoza-gunlukleri-i.html' title='Mimoza Günlükleri I'/><author><name>Ashenica</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02429010971565309820</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='14' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/SyMOp1NTSfI/AAAAAAAAAZ4/yGmc6SchGHw/S220/y%C3%BCz%C3%BCm2.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3265728758268971570.post-2629726437868463217</id><published>2010-05-06T20:02:00.001+03:00</published><updated>2010-05-06T20:05:11.490+03:00</updated><title type='text'>Denizlere</title><content type='html'>Bakma burada olduğuma&lt;br /&gt;Göğüm dolanır kuzeye&lt;br /&gt;Işıklar azalırken bu kıtada&lt;br /&gt;Denizler yağarken &lt;br /&gt;Denizler ölürken ipliklere&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yürümeyi unutur ayaklarım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kehanetine bir daha bakar ademoğlu&lt;br /&gt;Sandal ağaçlarından süzülür kan &lt;br /&gt;Oluk oluk&lt;br /&gt;Gelip oturur ninelerin gözlerine..&lt;br /&gt;lal olur bütün  çocuklar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ölüm koştuğumuz her yere iner&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zamansız bir bahçe kurarken&lt;br /&gt;Kolumuzdaki vişne çürüklerine.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3265728758268971570-2629726437868463217?l=ashenica.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ashenica.blogspot.com/feeds/2629726437868463217/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3265728758268971570&amp;postID=2629726437868463217&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/2629726437868463217'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/2629726437868463217'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ashenica.blogspot.com/2010/05/denizlere.html' title='Denizlere'/><author><name>Ashenica</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02429010971565309820</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='14' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/SyMOp1NTSfI/AAAAAAAAAZ4/yGmc6SchGHw/S220/y%C3%BCz%C3%BCm2.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3265728758268971570.post-7480563989687669160</id><published>2010-04-19T13:55:00.000+03:00</published><updated>2010-04-19T13:56:44.310+03:00</updated><title type='text'>5'in 6'ıncı Parçası</title><content type='html'>Gerçeklik dediğimiz şeyin kara deliklerimizi dolduran bir avunmadan başka bir şey olmadığını defalarca söylemek istiyorum. Dilimde körleşmeye başladıkça duvarlara değecek ses çünkü. O zaman içimde hala varlığını sürdürmeye çalışan inanç mekanizmasının nesneleri algılama biçimlerine etki sağlayabilir bulunduğum çukuru bir nebze olsun yukarıya çekebilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıllarca başkalarının ne söyledikleri üzerine çok kafa yordum. Dünya yuvarlaktı, yıldızlar uzaktı, sen bir nokta ama bağımlı bir fetüstün. Tesadüf eseri , tanrının esiri ya da şeytanın sol bacağındaki çıban. Her ne yöne savrulursan savrul içinde yaşadığın dünyanın sana cevap vereceği tek şey vardır. Buradasın.. İşte kapın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki de sorun tam orada  nüksediyordu. Sadece tek bir kapı oluyor oluşu “burada kapıdan kastım “anın işlevselliğidir.” “ seçeneklerimiz olması gerektiği inancıyla çakışıyordu. Başka kapılar yaratmak içlerinden geçmek istiyorduk. Bu durumun insanın “ötekisine” bakışını yarattığını düşünüyorum. Sen olduğunu düşündüğün bir başkası , bir başka anın içinde başka bir sonuca gidiyordu, gerçek  sen kaçırdığın anların içinde sabit kalırken. O zaman sürekli aynı trene farklı yollardan yetişmeye çalışan binlerce ahmaktan biri oluyordun. Bu sefer kurgunun devreye girmesiyle muhteşem bir kutsallığın içinde olduğun fikrine kapılıyordun. Milyonlarca insanla aynı anda aynı düşü görebilir miydin?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Paradoksun varlığı bunu hep onaylayıp hem de kesin bir hayır da çıkartabilir. Bu durumda sürekli kendi özneni yakalamaya, birleşmeye çalışan biri olarak hayatını devam ettireceğin sonucuna varabiliriz. Tüm yaşadıkların deneyimlerinin  aslında kendine uzandığın yolculuklar olduğu. Doğu’nun belki de binlerce yıl önce keşfettiği o mistik kabul edilen inancın seni dört koldan sardığı yere gelirsin. Ama doğu’nun kendini konumladığı nokta sabittir. Dünya burada sende içindesindir. Hareketsizlik seni itaatli yapar, dikkat edersek doğunun kendi felsefesini kurduğu alan arzunun bastırılmasıyla başlar. Onlara göre önce bu dünyanın seni karmaşık hale getirdiği arzulardan isteklerden kurtulmalısındır. Ancak bu halinle özüne gerçek bir iradeli yürüyüş yapabilir, ruh dediğimiz ışığı kavrayabilirsin. “Eğer gerçeği istiyorsan önce red etmeyi öğrenmelisin. “ der bir nevi. Bu söylemler insanların kendilerini çıkmazda hissettiği anlarda büyük bir kurtarıcı rolü oynar. Kendinden kurtulabileceğin yaptıklarının yaşadıklarının bir öneminin kalmadığı, kabul gördüğün bir alan sunar sana. Sonra ferrarili bilge dedeler falan çıkar ya da evini feng shui ‘nin öngördüğü şekliyle nasıl dekore edip ne kadar mutlu olduklarından bahsederler. Doğu’nun batıyı red etme şekli batıda ruhun kurtuluşu olarak algılanır. Batı arzularını yaratıp beslerken sana mutluluk garantisi vermez, doğu da ise mutluluğun bir sonuç olmadığı vurgulanır. Buna duyulan ihtiyacı yaratan arzunun varlığı ortadan kalkarsa zaten sorunda kalmayacaktır.  Ama bence sorun hala oradadır. Sadece görmek istemeyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepsinden sonra yine geleceğimiz nokta “arzu” olacaktır. Benim dönüşümü sağlayan nedenin de bu arzunun varlığını hala içimde sarsıntılı bir biçimde kendini gösteriyor oluşudur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu Sisyphos’un kaderine benzetebiliriz. Sürekli aynı taşı aynı dağın tepesine çıkarıp, düşüşünü izlemek ve tekrardan aynı taşı oraya bir ihtimal dahilinde sonucunu değiştirebilmek için taşırsın. Bu Sisyphos’a verilen bir ceza olduğunu düşünürsek, hiçbirimizin böyle bir süreci gönüllü olarak kabul etmeyeceğimiz anlamını çıkartabiliriz.&lt;br /&gt;Arzu bunun için gereklidir.Yolun kendisidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün Ashenica'nın çorapları pembe&lt;br /&gt;Saçları her zamankinden daha bakımsızdır.&lt;br /&gt;Üstüne sinmiş sigara kokusu tek ve vazgeçilmez aşkıdır.&lt;br /&gt;Kuzeyin ışıklarına doğru&lt;br /&gt;Kendini serptiği bir rüyadadır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3265728758268971570-7480563989687669160?l=ashenica.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ashenica.blogspot.com/feeds/7480563989687669160/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3265728758268971570&amp;postID=7480563989687669160&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/7480563989687669160'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/7480563989687669160'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ashenica.blogspot.com/2010/04/5in-6nc-parcas.html' title='5&apos;in 6&apos;ıncı Parçası'/><author><name>Ashenica</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02429010971565309820</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='14' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/SyMOp1NTSfI/AAAAAAAAAZ4/yGmc6SchGHw/S220/y%C3%BCz%C3%BCm2.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3265728758268971570.post-2624224642014538370</id><published>2010-02-21T11:30:00.001+02:00</published><updated>2010-02-21T11:30:49.052+02:00</updated><title type='text'>Jenova</title><content type='html'>“Umut belki de gelecek sayfadadır. Kapatma kitabı.&lt;br /&gt;-Kitabın bütün sayfalarını çevirdim ,ona rastlamadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki de kitaptır umut.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Jabes.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belirli zamanlar vardır, siyah ya da beyaz oluşunun keskin olduğu ya da ateş , bir avuç su. Kesin bir çizgi vardır zihninde. Ne olmadığından yola başlayıp “olduğun şeye” uzandığın.&lt;br /&gt;Sonra bir şey olur, bir tel gerilir, biri yanlış bir notaya dokunur, ritmi bozulur kalbinin.&lt;br /&gt;Ölümsüzlüğüne fırlayan koca bir kış oturur içinde. İnsanların sevgiyle birbirlerini yağmaladıkları tek keskinliğindir artık. Peri masalından kalan bir çift fosforlu toka, deri bileklik ve, kitap arasında sakladığın bir çiçekle  beyaz bir lekesindir kendinde artık. Yalnızlık iştahını kabartır, mutsuzluğunu anlatmak ve birilerini onun parçası yapmak, hiç gitmediğin yerleri terk etmek, umutlarının sadece yalanlarını beslediği, uyumsuzluğun yeni bir alışkanlık yarattığı o yere varırsın. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küçük önemsiz bir kutusun. İçine anılarını koyduğun, düşüncelerini herkesten farklıymış gibi sahiplendiğin, yuvarlak bir kutuda yaşadığın, şu an yine o kutuya baktığın. Önemsiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalbin gerilim noktasında huzursuzluk &lt;br /&gt;Çanlar senin için çalmayacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve akrepler bir kez daha puslu kıtaya doğru yürümeye başlar.&lt;br /&gt;Kitaplıktaki tozları üfler biri.&lt;br /&gt;Bütün zehir kıtaya yayılır.&lt;br /&gt;Bu hikayede yine kimse ölmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Umut kalır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3265728758268971570-2624224642014538370?l=ashenica.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ashenica.blogspot.com/feeds/2624224642014538370/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3265728758268971570&amp;postID=2624224642014538370&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/2624224642014538370'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/2624224642014538370'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ashenica.blogspot.com/2010/02/jenova.html' title='Jenova'/><author><name>Ashenica</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02429010971565309820</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='14' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/SyMOp1NTSfI/AAAAAAAAAZ4/yGmc6SchGHw/S220/y%C3%BCz%C3%BCm2.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3265728758268971570.post-6055289715701928179</id><published>2010-01-12T05:50:00.001+02:00</published><updated>2010-01-12T05:57:19.335+02:00</updated><title type='text'>Kibir</title><content type='html'>&lt;object width="500" height="315"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/bmC1RMCpweA&amp;hl=en_US&amp;fs=1&amp;color1=0x2b405b&amp;color2=0x6b8ab6&amp;border=1"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/bmC1RMCpweA&amp;hl=en_US&amp;fs=1&amp;color1=0x2b405b&amp;color2=0x6b8ab6&amp;border=1" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="500" height="315"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kollarının  arasında gümüşlenmiş bir göz “anlam.”&lt;br /&gt;Keder ise sadece bir kelime diyorsun, titreşime koyarken diyalektiği.&lt;br /&gt;Mutsuzluk sol ayak bileğine daha çok yaslanıyor, &lt;br /&gt;Denizlere kibir askısı örmeye başlıyorsun  &lt;br /&gt;Ama bilmiyorsun henüz,&lt;br /&gt;Sırtını dönmeyi bıraktığında ilk yüzünün  gidecek olduğunu&lt;br /&gt;kendini karşılamaya.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3265728758268971570-6055289715701928179?l=ashenica.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ashenica.blogspot.com/feeds/6055289715701928179/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3265728758268971570&amp;postID=6055289715701928179&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/6055289715701928179'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/6055289715701928179'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ashenica.blogspot.com/2010/01/kibir.html' title='Kibir'/><author><name>Ashenica</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02429010971565309820</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='14' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/SyMOp1NTSfI/AAAAAAAAAZ4/yGmc6SchGHw/S220/y%C3%BCz%C3%BCm2.jpg'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3265728758268971570.post-8975259717718790319</id><published>2010-01-11T14:24:00.002+02:00</published><updated>2010-01-11T14:28:08.024+02:00</updated><title type='text'>Mama!Milk</title><content type='html'>&lt;object width="560" height="340"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/vEl7ImwLlrA&amp;hl=en_US&amp;fs=1&amp;color1=0x3a3a3a&amp;color2=0x999999"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/vEl7ImwLlrA&amp;hl=en_US&amp;fs=1&amp;color1=0x3a3a3a&amp;color2=0x999999" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="560" height="340"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaman aşımına uğramış bir imge kadar gerçek olabilir kutsal saydıklarımız. Balıklar daha çok abanır metalik okyanuslara, sen dilinden kopan limon ağaçlarının uysal olduğu fikrine daha çok alışırsın. Tüm dünyanı saran kalın teller erimeye başlar , iyiliğin keşfi bir arzuya dönüşür. Başkalaşım, arzunu teslim eder içi boşluklarla dolu kavramlara . Aynı hatayı yüzlerce kez bu kadar güzel yapabilen ne olabilir insanın kendisinden başka.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3265728758268971570-8975259717718790319?l=ashenica.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ashenica.blogspot.com/feeds/8975259717718790319/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3265728758268971570&amp;postID=8975259717718790319&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/8975259717718790319'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/8975259717718790319'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ashenica.blogspot.com/2010/01/mamamilk.html' title='Mama!Milk'/><author><name>Ashenica</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02429010971565309820</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='14' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/SyMOp1NTSfI/AAAAAAAAAZ4/yGmc6SchGHw/S220/y%C3%BCz%C3%BCm2.jpg'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3265728758268971570.post-3678404085690653450</id><published>2010-01-11T09:05:00.001+02:00</published><updated>2010-01-11T09:29:33.859+02:00</updated><title type='text'>L'Humanite</title><content type='html'>&lt;object width="560" height="340"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/FCOe5iMz_OI&amp;hl=en_US&amp;fs=1&amp;color1=0x402061&amp;color2=0x9461ca"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/FCOe5iMz_OI&amp;hl=en_US&amp;fs=1&amp;color1=0x402061&amp;color2=0x9461ca" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="560" height="340"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendini terk ettiğin çöl ol.&lt;br /&gt;bakirelerin küpelerinden&lt;br /&gt;Çalılıkların içine uzanan diken.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Döne döne vurul yine  aynı kıyıya&lt;br /&gt;Aynı badem ağacında yeşeren aynı  beyaz çiçek&lt;br /&gt;Aynı kanepede aynı acıya kaçışsın zerreciklerin &lt;br /&gt;Aynası ol ritmin&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3265728758268971570-3678404085690653450?l=ashenica.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ashenica.blogspot.com/feeds/3678404085690653450/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3265728758268971570&amp;postID=3678404085690653450&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/3678404085690653450'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/3678404085690653450'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ashenica.blogspot.com/2010/01/lhumanite.html' title='L&apos;Humanite'/><author><name>Ashenica</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02429010971565309820</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='14' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/SyMOp1NTSfI/AAAAAAAAAZ4/yGmc6SchGHw/S220/y%C3%BCz%C3%BCm2.jpg'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3265728758268971570.post-1199554938148698565</id><published>2010-01-09T19:37:00.001+02:00</published><updated>2010-01-11T01:20:47.636+02:00</updated><title type='text'>Ashram</title><content type='html'>Gözyaşlarını heyecanla kapışıyor bu gece gemiler&lt;br /&gt;Ben başka bir denizi düşlüyorum&lt;br /&gt;Başka bir uğultuyu..&lt;br /&gt;kapılıyor derilerimiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sefer kesin batıyoruz sevgilim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1939 – Polonya&lt;br /&gt;Wroclaw ‘da sarhoş olduğumuz gece ellerimi sımsıkı tutuyordun. Bir sınır yok görmüyor musun dedin, buradayız yıldızların altında, elin avucumun içinde, sana bulaştı soluğum.&lt;br /&gt;Gözlerinden fışkıran kıvılcımlar fosforlu bir iğne ucuna dönüşüp tenimi kesiyordu sanki. Tenimde ne kadar güzel duruyordun. İplik iplik dağılıyordum ağzına doğru. Herkesin her şeyi bildiği bir yer yok dedim içimden. Her şeyi anımsadığın tek bir an var. Hiç bir şeyden korkmadığın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Az sonra bütün gece gıcırdayacak olan yatağının üstünde kokularımız karışmış , dışarıdan sızan cılız ışığın altında ilk kez yaşadığımı hissedecektim. Ensende buharlaşan nefesim odanın hacmine karışırken, ışıl ışıl parlayan göğüslerim ahenkli bir örtü olurken uykuna.&lt;br /&gt;Tragedyalar güneşin kibirle dansıdır. Sadece insan bütün ağaçların gölgesinde kendi varlığını özümseyip sonra yadsıyabilirmiş. Böyle söylediğini hatırlıyorum, insanlar radyo başlarında yalnız olmadığımız yalanını söylerken birbirine.&lt;br /&gt;Bu korkuyu sevmiyordum.&lt;br /&gt;Sabahın ilk ışıklarına kadar evlerden dışarıya yayılan dua sesleri çocukların yüzünde istemsiz bir huzursuzluk yaratıyordu çünkü.&lt;br /&gt;Heller’in son açıklamasıyla birlikte bugün herkes derin bir sessizliğe gömülmüştü. Ben hemen teyzeme koştum. Victoria ailemden geriye kalan tek şeydi. Sana kötü bir haberim var Victoria, işgal yakında, herkes bir önce ülkeden kaçmamız gerektiğini düşünüyor demeliydim ama birden bunun onun için hiçbir anlamı olamayacağını düşünüp sıkıca sarıldım ona.&lt;br /&gt;Victoria bu gece en iyi şarabı getireceğim sana dedim ve ayrıldım.&lt;br /&gt;Bu gece seninle tanışmamız o iyi şarabı arayacak olmama borçluydum. Şimdi yanımda uyuyordun. Erkeklerin bu kadar sessiz uyuyor olabilecekleri hiç aklıma gelmemişti , ne kadar güçsüz duruyordun uyurken.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana teyzemin okuduğu bezelye tanesi ve prenses hikayesini anımsatıyordun. Kraliçenin kapılarına bir gece ansızın gelen kızın oğluna layık olup olmadığını anlamak için yatağının altına gizlice bezelye tanesi koyar. Ertesi sabah gecenin nasıl geçtiğini sorar kıza. Kız hiç uyuyamadığını bir şeyin onu rahatsız ettiğini söyler. Kraliçe o an bu kızın kesinlikle prenses olmaya layık olacak kadar hassas olduğunu düşünür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen de deliksiz uyuyor olmana rağmen öyle hassas duruyordun ki. Bizim için hassaslık başka türlü derdi Victoria. Bırak ellerin öyle çok sertleşsin ki avucuna düşecek pamukların anlamı olsun.&lt;br /&gt;Nasıl bir zamanda yaşıyorduk biz. Korkunun ortasında bağışlanmak için bütün kapıları açıyorduk. Kendimizi suçlu buldukça sürüklendiğimiz bu günah çıkarma dürtüsü bizi gerçekten öyle bir soyutluyordu ki sonunda hepimiz duvar deliklerinde rahat bir yer kapmak için birbirimizi kemiriyorduk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Andrjez …Andrjez…&lt;br /&gt;Lütfen uyan. Duvarda bir şey var..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Janice : 26 yaşında Auschwitz-Birkenau kampında öldü”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1986 Ukrayna&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Turuncu bir göğün altında ayakkabıları elindeydi küçük Vlademir’in. Naylon kokuyordu hava. Birden kafasını bantlayacak olan kadın yanına yaklaştığında korkuya kapıldı. Korkma bu seni koruyacak diyip kafasına ve ellerine siyah torbalar sarmıştı kadın. Saçları hep aynı yere taranırdı aynı yere konulan ayakkabılar, aynı yerde yemek yedikleri bir masa ve renksiz kartları vardı aynı kutuda. Hatırladıkları buydu.&lt;br /&gt;Beni unutmuş olamazsın dedi bir ses.&lt;br /&gt;İri göğsünün kabarmasından, tok sesinin yankısından babası olduğunu anlamıştı.&lt;br /&gt;Vlademir bak buraya. Gökten ateş renginde yıldızlar yağacak karların üstüne. Sakın korkma. Irmakların sesi alçaldığında sadece tozu takip et, sisin ardında mavi var dedi.&lt;br /&gt;Korkmuyorum ki dedi Vlademir.&lt;br /&gt;Dünyanın en güzel maviliği benimle. Senden önce annem konuştu benimle. Elinden düşüyordu saçları. Gözleri kocamandı. Ama artık biliyorum ben maviyi. Büyüdüm ben.&lt;br /&gt;Fısıltıyla söylemişti son cümleyi, çünkü büyümek kötü bir şeydi. İnsanlar büyüdükçe binalar büyüyor, dumanları kocaman oluyordu. En sevdikleri renk gri oluyordu.&lt;br /&gt;Ama ben mavi olacağım diye fısıldadı,masmavi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok uzak bir ülkede hastalanan bir Kraliçe varmış. Dünyanın bütün bilginleri toplanıp çare aramışlar ve sonunda içlerinden biri en güzel gül diye bağırmış. Onu ancak bu kurtarır. Dünyanın her köşesine adamlar gönderilmiş bu güzel gülü bulmak için. Her gün yeni güller geliyor, gidiyor ama bir türlü Kraliçe iyileşmiyormuş. Sonra bir gün Kraliçe’nin en ufak oğlu yanına gelmiş bir kitapla ,başlamış okumaya;&lt;br /&gt;“Dünyanın en güzel gülü cennetin en gizli köşesinde açarmış, onu sadece görmek isteyen görebilirmiş. “&lt;br /&gt;Kalbine bakmalısın demiş çocuk. İşte orada.&lt;br /&gt;Kraliçe ‘nin yanaklarına renk gelmeye başlamış. Evet görüyorum..Onu Görüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onu görüyorum diye bağırdı Vlademir&lt;br /&gt;Annesinin saçları düşerken ellerine&lt;br /&gt;Büyürken gözleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben Büyüdüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2009 Türkiye&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ashram.&lt;br /&gt;Dünyanın çatısından aşağılara uzandığım bir yol.&lt;br /&gt;Kendi çığlımı ayıkladım sizinkilerden. Gözleri çürümüş bir adama okunmuş kitaplarımı armağan ettim. Ucundan anımsayabildiğim çocukluğuma baş harfini ekledim yalnızlığın. Dönüp baktığımda anlatacak bir trajik öyküm yok belki de ama ben hepsiydim. Bütün bu toz, bu kaos, bu trajedi. Hepsi benim. Ruhumdaki derin yırtık rüzgar almaya başladı çünkü, kapakçıları kapandı insan olmanın,olamamanın.&lt;br /&gt;Alnımın ortasına oturdu kan.&lt;br /&gt;Kimin gücü yetiyordu ki artık öteki olmaya.&lt;br /&gt;Bağları birbirine daha çok dolanıyordu nasılsa sen açmaya uğraştıkça ipleri.&lt;br /&gt;Bırak dağınık kalsındı son trend. Toplama kuşları, suları bekleme.&lt;br /&gt;Sakın debelenme!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün bir şeyler söyleyeceğim. Gerçekten konuşacağım o gün.&lt;br /&gt;Işıklar geldiğinde, dudaklarımı yeniden bulduğumda.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3265728758268971570-1199554938148698565?l=ashenica.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ashenica.blogspot.com/feeds/1199554938148698565/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3265728758268971570&amp;postID=1199554938148698565&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/1199554938148698565'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/1199554938148698565'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ashenica.blogspot.com/2010/01/ashram.html' title='Ashram'/><author><name>Ashenica</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02429010971565309820</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='14' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/SyMOp1NTSfI/AAAAAAAAAZ4/yGmc6SchGHw/S220/y%C3%BCz%C3%BCm2.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3265728758268971570.post-4482732097159656589</id><published>2009-12-17T21:53:00.002+02:00</published><updated>2009-12-17T21:59:00.729+02:00</updated><title type='text'>Mono No Aware</title><content type='html'>Neden konuşmuyorsun Arnlin?&lt;br /&gt;Biz sevgili değiliz çek ellerini.&lt;br /&gt;Saçlarını başa al.&lt;br /&gt;Eteğinin altında saklıyorsun onu biliyorum.&lt;br /&gt;Edepsizliği mi?&lt;br /&gt;Hayır o tırnaklarında.&lt;br /&gt;Ben seni diyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bulutun tam yamacında, çamur kokulu bir çocuktun sen de.&lt;br /&gt;sırtına baktım ve yüzünü çizdim&lt;br /&gt;aynalara damlatarak şakaklarımı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diz boyunu geçmeyen bir suyla oyalanmayı seviyorsun. Şehvet dediğin şey bir akrebin intihar şekli. Yüzünün anlık kasılması, ona baktığımda hissedemediğim coşku, yastığına akıttığım yarı ağlamaklı kadın özüm, dudaklarıma sıkıştırıp kasıklarından seken bir söz dizilimi “seni seviyorum”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçimi acıtıyorsun. Gerçekten acıtıyorsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suyun darbesi olmaz diyorsun akarken üstüme. Gittikçe doluyorsun kendini gözlerime, gözlerimden ellerime,ellerimden dilime, kar tanelerinin her defasında cama istemsizce yapışıp oradan süzülmeleri gibi. Kısa sürede sökülüyorsun karnıma çizdiğin şekillerden. Yana yatmış bir gemi enkazı gibisin sonunda yatağın kıyısında. Benim üstüme daha çok kar yağmaya başlıyor. Ayak parmaklarımdan boynuma uzanan binlerce kar gölgesi içimin derinliklerine uzanan binlerce tünel kazıyorlar. Hangisinde olduğumuzu hatırlamak bile istemiyorum , kirpiklerimden dökülen elma şekerleri tek tek saplanırken aşkı gümüşlediğim diri bir uçuğa. Uyuyorsun. Hiç uyanmamanı diliyorum ..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzağıma düşüyor bu sefer denizlerin uğultusu, ahenkli bir el hasreti sarıyor kalbimi. Kendini yaşatmakla öldüren bir hayatta olduğumu düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bileklerimi uzatıyorum size. Damarları kuzeye dolanır, tutmayın sakın.&lt;br /&gt;Karıncaların kan akışı kadar aslanların büyük savaşı şimdi.&lt;br /&gt;Ay da sizden güneşte sizden yanadır.&lt;br /&gt;Sisli bir rıhtım karanlığı ayırın siz yine de&lt;br /&gt;Gölgelerimin ışıkları olsun istemiyorum artık.&lt;br /&gt;Kapılarımın renksiz çiçekleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kusmuk kokusu sonunda bastırıyor bütün korkumuzu. Pencerelerden, avlulardan, evlerinden, sokaklarından ,adalarından tökezleyerek kaçışıyor bütün kahramanlık öyküleri.&lt;br /&gt;Gözlerinizden biri gittikçe daha çok kısılıyor..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ufuk çizgisini kaybediyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aslanların melek kanatlarına tokadı&lt;br /&gt;Bozarken bütün denklemlerinizi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3265728758268971570-4482732097159656589?l=ashenica.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ashenica.blogspot.com/feeds/4482732097159656589/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3265728758268971570&amp;postID=4482732097159656589&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/4482732097159656589'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/4482732097159656589'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ashenica.blogspot.com/2009/12/mono-no-aware.html' title='Mono No Aware'/><author><name>Ashenica</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02429010971565309820</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='14' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/SyMOp1NTSfI/AAAAAAAAAZ4/yGmc6SchGHw/S220/y%C3%BCz%C3%BCm2.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3265728758268971570.post-4895826001769524101</id><published>2009-12-11T19:23:00.002+02:00</published><updated>2009-12-11T19:26:08.621+02:00</updated><title type='text'>Varolmanın Dayanılmaz Kadınlığı</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/SyKAc1Ew_4I/AAAAAAAAAZw/CmQIPJsT5Cw/s1600-h/vov_by_svaynstaynger.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 266px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/SyKAc1Ew_4I/AAAAAAAAAZw/CmQIPJsT5Cw/s400/vov_by_svaynstaynger.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5414030934824517506" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nehirlerden ,denizlere oradan okyanuslara uzanan sihirli bir sözcük düşürmüş küpün içine adam. Ve ağzını sımsıkı kapamış. Onu koyacağı gizli bir yer arıyormuş gözleri. Ayın yeryüzüne indiği bir akşam onu alelade  bir deniz kabuğunun içine yerleştirmiş. Unutmaya ant içmiş. Unutmuş..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1970’ lerden sonra post modernizm feminizm içine girmeye de başladı. Manifestolar yazıldı bir takım isimler bir araya geldi vs vs. Artık sadece freudyen bakış açısının getirdiği şekliyle kadının cinsel kimliğini tanımlamak yerine Lacan’in bilinçaltı dil söylemleriyle de birleşti. Sonuç olarak kadının cinselliğinin tıpkı erkeğinde olabileceği üzere toplumsal,kültürel baskılar ve deneyimlemeler sonucu oluştuğuna dayanan yeni bir söylemle yerini aldı.&lt;br /&gt;Freud’un sürekli kullandığı kadını betimleyen imgeler zaman içinde ,kültürel ve toplumsal gerçeklik içinde değişmeye çeşitlilik göstermeye başlayınca “kadın kimliği” dediğimiz şey bu cılız kavramların içinde kayboldu. Kadın anatomik olarak bir gerçekliktir. Bunun üzerine giydiklerimizin çoğu yaptırımların oluşturduğu kısmı bir diğeri de kendi tercihlerimizden oluşturduğumuz kısmıdır. Bu hususa dikkat edelim çünkü artık neyin gerçekten kendi irademizle seçtiğimiz bir unsur olduğunu anlayamayacak hale geldiğimizi düşünüyorum. Post modernist söylemlerin “bir kadının kendisini cinsel olarak metalaştırma tercihinin bir güçlenme eylemini temsil edebileceğini ve böyle bir tercihin kesin olarak olumsuz biçimde değerlendirilemeyeceği gerçeği” gibi yeni çağ sapkınlığı olarak nitelendireceğim bir duruma gelmiş olması elbette üzücüdür. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi Türkiye’deki durum biraz daha farklıdır, yaşadığımız toprakların etkisiyle bu tip haykırmaların sadece şehir kültürü almış kadınlarda ortaya çıkması normal peki ya kalan milyonlar. Oysa hepimiz burada bunun örneklerini temsil eden kadınların varlığıyla bir genellemeye varıyoruz ki bu çok yanlış. Çünkü yüzeyin hemen gerisinde durumun daha da vahim olduğunu düşünmekteyim. Hepimizin aşağı yukarı kadının cinsel kimliğini ilk rounda ortaya koymasını özgürleşmiş bir hareket olarak algılamaya programlanmış gibiyiz. Bunu destekleyecek bütün nesnel gerçekliği sağlayan sistemi yadsımamakta olmaz. Görsel işitsel medyasıyla, reklamı, filmi pazarlama mantığıyla her şeyin içine ziplediği kadın modelleri ana hedef erkek kimliği üzerinde bir virüs yaratmaktadır. Bu virüse bağımlılık gösteren erkek türleri sistemin çarklarında  kusursuz ve itaatkar bir biçimde hizmetine devam etmektedir. Aslında ortada kadın-erkek karşıtlığı gibi bir durumun olmaması gerektiğini defalarca söylesek bile hepimizin eylemleri bir o kadar bizleri yatak dışında kalan her kısımda ayrıştırmaya devam ediyor bu haliyle. Kadını anlamaya çalışan adamlar ve kendini adamlara anlatmaya çalışan kadınlarla dolu çok sesli bir saçmalığa dönüşüyor durum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadının cinselliğini erkek merkezli oluşumdan çıkarması, kendi nesnelliğini (vaginal keşif) ile kutsamaya başladığı bir dönemde olduğumuz malum. Aynı şekilde erkeğinde kadını bu yönüyle algılamaya başlaması, kadını sadece tatmin olan olamayan ,kendisini de tatmin sağlayıcı olarak tanımlaması ve içine ne kadar aşk,sevgi bir çok değer yargısı koymaya çalışsa da yatakta uzanan 2 çıplak vahşi bedenden fazla olamadıkları duygusuyla yalnızlaştırılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Feminist söylemlerin erkeği bu noktada neden rahatsız ettiğini anlamak kolay sanırım Özgür ifade tanımını kadının cinselliğini kolayca dile getirebilmesi dışında hiçbir alanda istemeyen öyle olduğunda “hadi hesabı öde o zaman” şeklinde sanki gezici bir birlik varmış hey sen feminist olmuşsun al sana kızım 10 bin dolar artık hesaplarını kendin öde diyen gizli bir örgüt tarafından sahiplenmişiz gibi anormal beklentiler içine girdikleri traji-komik bir hal almıştır. Kadının sistemin en büyük aracı halinden çıkacak olması hepimizi daha özgün ve anlaşılır bir duruma getirecek oysa. Feminizm bence bugün kendini yitirmekle yeniden doğacağı bir sürece kitlenmiştir. Artık post modernist söylemlerin bu yüzyılda insan üzerinde kan kaybediyor oluşu her geçen gün bunu örseleyecek yeni akımların çıkıyor oluşuna bakarsak üzerinden hışımla geçtiğimiz karanlık çağın bile geri gelmesi muhtemel gözüküyor bana.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Milyonlarca yıl sonra kıyıya vuran o deniz kabuğu başka bir adamın eline geçmiş.&lt;br /&gt;Yavaşça kapak açılmış. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beyaz bir inci haykırmış.&lt;br /&gt;“Ben kadının.”&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3265728758268971570-4895826001769524101?l=ashenica.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ashenica.blogspot.com/feeds/4895826001769524101/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3265728758268971570&amp;postID=4895826001769524101&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/4895826001769524101'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/4895826001769524101'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ashenica.blogspot.com/2009/12/varolmann-dayanlmaz-kadnlg.html' title='Varolmanın Dayanılmaz Kadınlığı'/><author><name>Ashenica</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02429010971565309820</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='14' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/SyMOp1NTSfI/AAAAAAAAAZ4/yGmc6SchGHw/S220/y%C3%BCz%C3%BCm2.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/SyKAc1Ew_4I/AAAAAAAAAZw/CmQIPJsT5Cw/s72-c/vov_by_svaynstaynger.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3265728758268971570.post-5987658226819456628</id><published>2009-11-24T22:11:00.000+02:00</published><updated>2009-11-24T22:12:39.256+02:00</updated><title type='text'>Yolculuk</title><content type='html'>“tüm varlıklar sizin onları seyredişinizden ibarettir”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“gerçeklik insanın şu ya da bu şekilde içinde bir bitki gibi yaşayacağı bir zindandır.”&lt;br /&gt;Bu sözü çok doğru bulurum. Belki de bu yüzden hepimizin birbirimizi iteleyerek kaçındığı her şeyi masala dönüştürme ve sonrasında yaratılarımızı kabullenme aşamasında zorluk çekmediğimiz bir duruma sürükleniyoruz. Her şey şiirsel bir gerçeklikle anlam bulmaya başlıyor. Hani son zamanlarda herkesin ucundan tutup eleştirdiği “şiirimsi” haller bunun güzel bir örneği. Ben de şiir sevenlerdenim üstelik onu simgesel bir dille kullanmasını az çok becerebildiğimi düşünüyorum. Burada bir sorun yok. Ama merkezine koyduğumuz bu masalsı, şiirsel anlatımın bir süre sonra tek zemine dönüşmesi gerçekten sinir bozucu. Traji-komik anlatımlar ve onun peşinde durumu daha da vahimleştiren yorumları okudukça, bu pembeleştirip içine her şeyi adeta buruşturup tıkıp, yapay bir karmaşa yaratmaktansa kaçındığımız bu “gerçeklik” zindanında bitki olası geliyor insanın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Malum bu şiirsel anlatımın en büyük konularından biridir. “Aşk”&lt;br /&gt;İçsel deneyimlerimizin dışavurumu.Gerçeklik hissini elimizden alan, bizi ruhsal bir dönüşüme itip egomuzu parçalatana kadar ileri giden kısa bir delirium aşaması. Kişilerin “ne” olduklarından çok bizim onları “nereye” koyduğumuza göre değişiklik gösteren oysa o boşluğa sadece kendimizi yerleştirdiğimiz ve avazımız çıktığı kadar yalnızları oynadığımız düşük bütçeli bir oyundur bana göre ve çok satar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yerde diyordu ki ;Normal hayatlarımızın göstergelerine bakıldığında kadın ve erkeğin iki ayrı fantezi dünyası üzerinde hayallendiğini görürüz. Yaşam bu fantezilerin uzlaşmazlığından doğan bir gerilim hattı gibidir ve bu gerilimi en derinden hissettiğimiz an Aşk’tır.&lt;br /&gt;Bir nevi çıkmazların verdiği boşlukları doldurma ihtiyacı , ruhun zıttına duyduğu özlem. Oysa hepimiz eminim alışık olduğumuz biçimiyle aynı görsel, işitsel paydada ortaklık olarak algıladığımız bu durumun aslında tam zıt bir şekilde geliştiğine inanmak istemeyiz. İnsan olamadıklarının esiridir. Ertesidir. Yokluğuna övgüdür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Insan’ın Tanrısına&lt;br /&gt;Adem’in Havva’sına&lt;br /&gt;Kafka’nın Milena'sına&lt;br /&gt;Rimbaud’un Verlaine’e&lt;br /&gt;Abelard’ın Heloise’ine&lt;br /&gt;Ayşe’nin Ali’ye&lt;br /&gt;Ali’nin Ayşe’sine&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendisini araladığı uzun bir yolculuktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne diyordum. “Her şey sizin onları seyredişinizden ibarettir.”&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3265728758268971570-5987658226819456628?l=ashenica.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ashenica.blogspot.com/feeds/5987658226819456628/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3265728758268971570&amp;postID=5987658226819456628&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/5987658226819456628'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/5987658226819456628'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ashenica.blogspot.com/2009/11/yolculuk.html' title='Yolculuk'/><author><name>Ashenica</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02429010971565309820</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='14' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/SyMOp1NTSfI/AAAAAAAAAZ4/yGmc6SchGHw/S220/y%C3%BCz%C3%BCm2.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3265728758268971570.post-4547074693237395092</id><published>2009-11-12T12:29:00.002+02:00</published><updated>2009-11-12T12:32:10.365+02:00</updated><title type='text'>Doğunun İpekleri  Çamura Bulanınca</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Essay concerning human understanding&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizde ki masumluk benim ismetimim,benim korumamın aksindedir buyurdu gökler. Yağmurun altında hareketsiz kalmış insan yığını boyun eğdi. Çamura buladı gözlerini.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;20 yy insanı olmak zor iş. Daha çok özel alan vaadiyle daha çok müdahale, birbirini besleyen bu canavarların ortasında çemberin gittikçe daraldığı bir yerde kendinize yaşam alanı kotarmaya çalışıyorsunuz. Sabahları ve geceleri teslim olduğunuz sinir bozucu bir sessizlik hakim göğsümüzde. Bilişim çağında milyon göz kırpması sekmesiyle göbek kordonlarınızdan internete bağlandığınız bir dünya. (Existenz, Cro) Ah yeni yüzyıl insanı , başkalarıyla olan savaşından vazgeçip tetiği kendine doğrulttuğu bir zamanda buldu kendisini. Herkesin bir başkası olma isteği öyle ağır bastı ki kendi içinde dipsiz bir Babili yeniden inşa etti. Yanaklarımıza daha çok yara sürelim, dağılalım asma bahçelerine. “Farkındalık” yeni virüs F1D1 , gökyüzüne yeni Nuh istiyoruz, yeryüzüne hala kötülük besliyoruz. Biz burayı hiç sevmedik. Kurtarılmayı bekleyen son kaya insanları . Ahlaklarımızı duvara resimleyip , naneli şekerler bastırıyoruz kokumuza.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;Nouveaux essais sur l'entendement humain&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğunun toz bolutu dev bir aynaya dönüştü batıda. Sarı kafa beyaz tenini keşfetti, uyandırdı kozasını kendi eliyle taşıdı metaformozunu. Doğunun kulakları büyüdü Milassız. İpince bir iğrenin ucuna itildi insanlık ve tembihlendi “ Aşağıya bakma korkup düşersin, Yukarıya hiç aldanma yine düşersin” İki aynı seçenek varsa dedi insan , bir anlamım da yok burada bulunmamın. O yağmurun altında gözlerini çamura bulayan insan şimdi katranla dağlıyordu bütün yüzünü. Unutmayı sevmeye başlıyorduk, tekerrürü seviyorduk. Birileri öldükçe yenilerini öldürmek için daha çok “UNUT” besliyorduk. İnsanın öznelliği ağaçta sallanan armut kadar bile gerçeklik taşımıyordu artık. “Kayıplık” yeni virüs K1Y1.Gökyüzüne yeni renk istiyoruz, yeryüzünü artık unuttuk. Biz burayı sevmiyoruz. Kurtarılmayı beklemiyoruz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3265728758268971570-4547074693237395092?l=ashenica.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ashenica.blogspot.com/feeds/4547074693237395092/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3265728758268971570&amp;postID=4547074693237395092&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/4547074693237395092'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/4547074693237395092'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ashenica.blogspot.com/2009/11/dogunun-ipekleri-camura-bulannca.html' title='Doğunun İpekleri  Çamura Bulanınca'/><author><name>Ashenica</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02429010971565309820</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='14' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/SyMOp1NTSfI/AAAAAAAAAZ4/yGmc6SchGHw/S220/y%C3%BCz%C3%BCm2.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3265728758268971570.post-2483341901922956498</id><published>2009-10-03T16:56:00.005+03:00</published><updated>2009-10-04T02:16:57.300+03:00</updated><title type='text'>Síðasti bærinn (Last Farm)</title><content type='html'>&lt;embed id=VideoPlayback src=http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=5581847596743224269&amp;hl=tr&amp;fs=true style=width:400px;height:326px allowFullScreen=true allowScriptAccess=always type=application/x-shockwave-flash&gt; &lt;/embed&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kjartan Sveinsson'un müziklerini yaptığı 2005 İzlanda yapımı  muhteşem bir kısa film. Son dönemlerde herkes marjinal yaşamdan kotardığı 2 öğe üzerine  mesaj kaygılı film yapmaya çalışırken, hepsinin önüne geçebilecek kalitede bir film olmuş.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3265728758268971570-2483341901922956498?l=ashenica.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ashenica.blogspot.com/feeds/2483341901922956498/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3265728758268971570&amp;postID=2483341901922956498&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/2483341901922956498'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/2483341901922956498'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ashenica.blogspot.com/2009/10/siasti-brinn-last-farm.html' title='Síðasti bærinn (Last Farm)'/><author><name>Ashenica</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02429010971565309820</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='14' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/SyMOp1NTSfI/AAAAAAAAAZ4/yGmc6SchGHw/S220/y%C3%BCz%C3%BCm2.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3265728758268971570.post-6024268694266700659</id><published>2009-09-18T05:54:00.002+03:00</published><updated>2009-09-18T12:44:33.263+03:00</updated><title type='text'>Sıcak bir konyak ve Israrsız gece</title><content type='html'>&lt;object width="150" height="50" align="middle"&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="sameDomain" /&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent" /&gt;&lt;embed src="http://muzicons.com/musicon_v_srv_new.swf" width="150" height="50" menu="false" quality="high"  align="middle" type="application/x-shockwave-flash" flashvars="&amp;nomuz=muzicon%20unavailable&amp;site=http://muzicons.com/&amp;icon_pic=45.png&amp;music_file=http://philes.spb.ru/klever/01trip1.mp3&amp;bg_color=000000&amp;type_of_clip=simple_text&amp;text_color=FFFFFF&amp;text_message=Klever&amp;buy_link=http%3A%2F%2Fwww.amazon.com%2Fgp%2Fsearch%3Fie%3DUTF8%26tag%3Dmuzicocommusi-20%26index%3Ddigital-music%26linkCode%3Dur2%26camp%3D1789%26creative%3D9325" wmode="transparent" menu="false" quality="high"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küflü bir sandık hissi yerleşti şakaklarıma sanki. Kim bana bakacak olsa ağır bir kasvetle uzaklaşıyor benden. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Klever’i yeniden keşfettim .Bugüne ait tek söyleyeceğim bu. İyi bir müzik ılık bir konyak gibisi yok. Perdeler yarı açıkken ucundan yakalayabildiğim alacakaranlıkta gökyüzü dediğimiz naneyi izledim bir de. Ne geldiyse başımıza buna olan düşkünlüğümüzden geldi . Kendi acizliğimizden bozma onlarca tanrının yuvası. Benim için sadece yeryüzünün alternatifi. Hani öyle romantik havamda yok bu konuda.  Ama kendime ve çevreme baktığımda içime dolan öfke ona baktığımda sakinleşiyor. Yüzyılların getirisi  bir dürtüyü yok sayacak değilim tabii.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Joel Peter Witkin. Değişik bir ruh hali. Şunda bunda derin kaygılar ve tiksintiler oluşturabilir ama kendisi sanatını kendi bencilsizliğine giden bir yolculuk olarak tanımlamakta. İlginçtir dedim ve fotoğraflarına baktım. Kendi bencilsizliğimize gidebilecek herhangi bir yol olduğunu sanmıyorum. “ben” öznesini kullandığımız sürece bu böyle devam edecek ha “biz” daha tehlikeli bir açılımdır aslına bakarsanız. Daha çok yalan ve birikmişlik gerekir buna varabilmek için. Üstelik çokyüzlüdür. Kendi yoksunluklarıyla başa çıkamayan biri için “ biz” daha güvenli bir konumdur. Bir nevi saklanma alanı sunar sana. Yığınların içinde öylece dikilip onlardan farklıymış gibi davranabilme özgürlüğü gibi yeni saçmalıklar üretip inanırsın. Ya da başkalarını farklı adlandırıp tepkime beklersin. İki yolda seni ne herkesle aynı yapacaktır ne de herkesten farklı. Bu farklı –aynı kaygılarından kurtulduğunda anlayacaksın ki “ben” seni bekliyor hem de içinde binbir bizle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben ve biz içimizdeki her olguyla birlikte konyak içmekteyiz bu gece. Aşklara, iklimlere maruz bırakılmışlık var. Sinsilik var her köşemizde. Israrcı bir şeyler olsun istiyorum. Biliyorum ki özlerimiz durmadan felaket salgılar ve hepimiz bu kokuyu severiz. Israrcılık kendini burada göstermekte. Boş şişelerden bacak aralarına ,oradan sokaklara, sokaklardan nehirlere, nehirlerden yatağına, yatağından gözünü diktiğin tavana kadar ölüsün. Üst yokluk. Mega karmaşa. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nedir bu kadar çok zorlayan seni&lt;br /&gt;Seni bu kadar basit kılan sebeple aynısı. &lt;br /&gt;Tercih.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3265728758268971570-6024268694266700659?l=ashenica.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ashenica.blogspot.com/feeds/6024268694266700659/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3265728758268971570&amp;postID=6024268694266700659&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/6024268694266700659'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/6024268694266700659'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ashenica.blogspot.com/2009/09/scak-bir-konyak-ve-israrsz-gece.html' title='Sıcak bir konyak ve Israrsız gece'/><author><name>Ashenica</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02429010971565309820</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='14' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/SyMOp1NTSfI/AAAAAAAAAZ4/yGmc6SchGHw/S220/y%C3%BCz%C3%BCm2.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3265728758268971570.post-6468886104472865769</id><published>2009-09-15T17:19:00.005+03:00</published><updated>2009-11-16T20:06:42.238+02:00</updated><title type='text'>Sapma</title><content type='html'>Her şey bizim düşündüğümüzden daha karmaşık.&lt;br /&gt;Mutluluğu da yıkımı da içinin derinliklerinde saklayan&lt;br /&gt;Çamurdan yoğrulmuş kukla&lt;br /&gt;Islak ve kaygan zemin.&lt;br /&gt;Işıkla gölge.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başımızın üstünde dönen bir dünya mı var yoksa onun döndüğünü düşleyen büyük bir kitle rüyasında mıyız? Ve neden dönmek zorundayız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan hem buyurucu hem boyun eğicidir. Bu da bizleri kendi söylediğimiz, anlamlandırmak istediğimiz her şeyin karşısında durmak zorunda bırakır aynı zamanda. Gerçeklerimiz yoktur. Alışkanlıklar üzerine kurduğumuz bir yaşamın gel-git lerinden bazen ipin dışarısına sarkmış ayaklarımızdan hissettiğimiz bir “başkası “ olabilme ihtimalleri üzerine yürüdüğümüz , dönüp dolaşıp en sevdiğimiz alışkanlığımızın merkezine çöreklendiğimiz bir kaostur hayat dediğimiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşamın kendi ince kirliliği damarlarımdan sinsice süzüldüğünden beridir doğru düzgün konuştuğumu söyleyemem. Geceleri uyuyamıyorum. Gündüzleri uyanamıyorum. Bir çalar saatim yok. Gitmek zorunda olduğum bir yer , orada kalmam konusunda ısrar edecek insanlar yok. Bir haftadır kahvem de yoktu. Kapımı çalan da olmadı. Yaşadığımı iddia edecek kadar cüretkar mıyım bilmiyorum. En basit önergeyle kendimi iliştirdiğim etiketlediğim bütün nesnelerle varlığımı onaylıyorum. Güdüsel olarak kendimi ayrıştırdığım bir zamanda bile kendime hiç yakınlaşmamış olmak beni yaralamadı. Aslında garip bir şekilde bundan haz aldığımı bile söyleyebilirim. Sanki büyük bir anlam ağırlığından kurtulmuş gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendine has bir yalnızlığı yaratmasını öğrenmek zaman alır. Kendini kandırdığın evrelerin birinde yanlışlıkla da olsa gerçek yüzüne çarpman gerek en önemlisi. Ben bu lafı çok seviyorum “ işte buradayız” her saniye değişmesini dört gözle bekleyip sonunda nerede olduğumu anlatamayacak duruma sürüklenmek işte bu benim gerçeğim olmalı. Milyonlarca yıldızın tepeden sana baktığı gibi milyonların içinden senin onlara bakman gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nokta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object width="425" height="344"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/mX8cm5ww0Yg&amp;hl=en_US&amp;fs=1&amp;color1=0x3a3a3a&amp;color2=0x999999"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/mX8cm5ww0Yg&amp;hl=en_US&amp;fs=1&amp;color1=0x3a3a3a&amp;color2=0x999999" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="425" height="344"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3265728758268971570-6468886104472865769?l=ashenica.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ashenica.blogspot.com/feeds/6468886104472865769/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3265728758268971570&amp;postID=6468886104472865769&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/6468886104472865769'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/6468886104472865769'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ashenica.blogspot.com/2009/09/sapma.html' title='Sapma'/><author><name>Ashenica</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02429010971565309820</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='14' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/SyMOp1NTSfI/AAAAAAAAAZ4/yGmc6SchGHw/S220/y%C3%BCz%C3%BCm2.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3265728758268971570.post-335861623858443966</id><published>2009-08-24T17:00:00.004+03:00</published><updated>2009-08-24T17:10:38.178+03:00</updated><title type='text'>The real is a moment of false</title><content type='html'>&lt;object width="150" height="50" align="middle"&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="sameDomain"&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;embed src="http://muzicons.com/musicon_v_srv_new.swf" width="150" height="50" menu="false" quality="high" align="middle" type="application/x-shockwave-flash" flashvars="&amp;amp;nomuz=muzicon%20unavailable&amp;amp;site=http://muzicons.com/&amp;amp;icon_pic=45.png&amp;amp;music_file=http://opiumgarden.org/wp-content/uploads/2009/04/explosions-in-the-sky-03-the-moon-is-down.mp3&amp;amp;bg_color=000000&amp;amp;type_of_clip=simple&amp;amp;text_color=FFFFFF&amp;amp;text_message=da+detka&amp;amp;buy_link=http%3A%2F%2Fwww.amazon.com%2Fgp%2Fsearch%3Fie%3DUTF8%26tag%3Dmuzicocommusi-20%26index%3Ddigital-music%26linkCode%3Dur2%26camp%3D1789%26creative%3D9325" wmode="transparent" menu="false" quality="high"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bak hayat kısacık bir öykü&lt;br /&gt;Az önce buradaydın&lt;br /&gt;Şimdi yoksun.&lt;br /&gt;Basit ve kirli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne umuyordun bilmiyorum. Ya da hala umursuyor musun ayaklarına dolanan kışları. Senin parçalarına ipekler taşımayalı çok uzun zaman oldu. Kavmim kendini gördüğü ilk suya tükürürken yalnızlığını , bütün kötü sözler kapıldı ışığıma. Sadece ölümle dolduk sevgilim yaşamla bu kadar didişirken.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hala cevaplarım yok. Bir zaman var mıydı onu da bilmiyorum. Az çiğnenmiş bir umutla öldürdüm ben sorularını.&lt;br /&gt;Basit ve kirliyim hala. Kalbimi çevirip çevirip kullandım. Bütün bu çırpınışlar beni yine aynı sona sürükledi. Gidiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalnız bir adamın  kaybolduğu&lt;br /&gt;Yalnız bir kadının  çoğaldığı yere.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatımın en gerçek acıları küçük birer gölge gibi geçerken üstümden anladım ki gerçek acım  içinde dövünmeyi seçtiğim. İrkildim ben.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepimizi kandıran bir an olmalı hayatın içinde. Isıtıp ısıtıp sunduğumuz hayallerimizden uzakta , uyandığımızda maruz kaldığımız tüm bu yaşam kurgusundan uzakta, kadere  inanıp bir sonraki saniye tesadüfi olarak adlandıracağımız bir an.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben o anı bulana kadar seçtiğim bu labirentin içinde kendi acımın efendisi olmaya devam edeceğim. Dışarıdan koca bir boşluk sallanırken içime doğru , neyin doğru neyin yanlış neyin daha acı ya da daha mutluluk verici olabilirliğini hesaplamaya gerek duymadan. Basit ve kirli.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3265728758268971570-335861623858443966?l=ashenica.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ashenica.blogspot.com/feeds/335861623858443966/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3265728758268971570&amp;postID=335861623858443966&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/335861623858443966'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/335861623858443966'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ashenica.blogspot.com/2009/08/real-is-moment-of-false.html' title='The real is a moment of false'/><author><name>Ashenica</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02429010971565309820</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='14' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/SyMOp1NTSfI/AAAAAAAAAZ4/yGmc6SchGHw/S220/y%C3%BCz%C3%BCm2.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3265728758268971570.post-8946477792433340266</id><published>2009-07-24T16:12:00.001+03:00</published><updated>2009-07-24T16:46:53.191+03:00</updated><title type='text'>Sky is Broken</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/Smm7PfPahkI/AAAAAAAAAQ0/vn3EtiyQfvI/s1600-h/ashes1.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 312px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/Smm7PfPahkI/AAAAAAAAAQ0/vn3EtiyQfvI/s400/ashes1.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5362022706119870018" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bir parça nefes , bol şüphe ve ıssızlığın kendini kaybettiği bir sokakta. &lt;br /&gt;Kalplerin işlevini yitirdiği bir yüzyıla yelken açarken, çok kötü yazılmış bir öykünün en masumane karakteri ! Dizlerimin üstüne yapışmış bir tutam korku ile oyalıyorum sahnemi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Herkesin en iyiyi hak ettiği o şüphe götürmez post modernist yaklaşımların içinde kendimi neredeyse bir şey zannedecektim. Elleriyle gözleriyle top yekün kıytırık sözleriyle beni desteklemeye hazır bir kitle vardı peşimde. “Sen bundan daha iyisini hak ediyorsun.” “Aslında olman gereken yerin çok uzağındasın”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Öyle değil mi. Her zaman daha iyisini düşlemene sonsuz izin veren ama pratikte sana en dibini gösteren bir sistemle yaşıyorsun. Bak her şey senin için tüm bu kahramanlar, ışıklı odalar, parıltısında gözlerinin kamaşacağı bütün güzellikleri sunuyorum sana… 3…2…1&lt;br /&gt;Gözlerini aç şimdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neredeyiz?&lt;br /&gt;Bir cevap bulamadım henüz.&lt;br /&gt;Hiç bulamayacağın bir yerdesin çünkü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplayın bu kirli   yalnızlığınızı yanaklarımdan. Kesiklere değiyorsunuz çünkü . Gök ağırlaşırken herkes kendini çizer ,kendini okur karanlıkta. Boşuna katil aramayın küstahlığınıza. Dengesi yitik bir dünyanın ritmik olmaya çalışan canlıları. Bacaklarınız  hep kayıptı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben sıkıldım artık bu anlam yüklemeye çalıştığım ve her seferinde onu başka bir anlamsızlığa terk ettiğim durumdan.  Bütün odalar aynı avluya açılıyor sonunda. Bir kaç tutam orospu içlenmesi , pezeveng kini ,çingene masumiyeti. Acılarımızı kutsadığımız aptal bir durum bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Hiçbir aklın hiçbir eleştirisi insanı dogmatik uykusundan uyandırmayacaktır.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beni hala yaşatan tek şeyin “ şüphelerim” olduğunu anladığımda yanılmaya ne kadar hevesli olduğumu gördüm. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gökyüzü burada kırıldı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3265728758268971570-8946477792433340266?l=ashenica.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ashenica.blogspot.com/feeds/8946477792433340266/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3265728758268971570&amp;postID=8946477792433340266&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/8946477792433340266'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/8946477792433340266'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ashenica.blogspot.com/2009/07/sky-is-broken.html' title='Sky is Broken'/><author><name>Ashenica</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02429010971565309820</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='14' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/SyMOp1NTSfI/AAAAAAAAAZ4/yGmc6SchGHw/S220/y%C3%BCz%C3%BCm2.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/Smm7PfPahkI/AAAAAAAAAQ0/vn3EtiyQfvI/s72-c/ashes1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3265728758268971570.post-5483628923499380458</id><published>2009-07-05T17:11:00.007+03:00</published><updated>2009-07-05T17:32:10.171+03:00</updated><title type='text'>Constantinople</title><content type='html'>El verildi incir ağaçları altında...&lt;br /&gt;çalıkuşlarının ölümlerine aldırmayan bir orman şahlandı &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Constantinople…&lt;br /&gt;küçük bir kızın avucundaki damar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tılsım sürülürken küçük ellerine..&lt;br /&gt;Koynuna  bir yıldız haritası çizdi keşişler&lt;br /&gt;constantinople..&lt;br /&gt;yolun adındır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yolun adın&lt;br /&gt;İlk hece gibi basarken toprağına&lt;br /&gt;Uykusu kaçar zalimlerin&lt;br /&gt;Yazılar silinir kitaplardan&lt;br /&gt;Kaç anlamı daha kaybeder yüzün&lt;br /&gt;Yerküre çatlatır ışığı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Constantinople&lt;br /&gt;Çıplak bir karanlıktır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tersinden boğulur bütün gemiler&lt;br /&gt;karaya vuran buruk bir öksürük&lt;br /&gt;bulanık bir hışımla oyalarken kıyıları&lt;br /&gt;and içilir kalplerde&lt;br /&gt;Kan ve kül &lt;br /&gt;Aydınlık ve karanlık&lt;br /&gt;Toprak ve su&lt;br /&gt;Aşk ve nefret&lt;br /&gt;Ne kaldıysa bizden geri&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onu sana vereceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Constantinople...&lt;br /&gt;yolun adım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ateşi tekmelerken çocuklar&lt;br /&gt;Belirsiz bir yorgunluğa bıçak kesildi&lt;br /&gt;Ellerimden omuzları düştü kahramanların&lt;br /&gt;Eşşizliğinde  kayboldu yüzün&lt;br /&gt;Sen o sözleri unuttun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Constantinople&lt;br /&gt;Çıplak bir yalnızlık...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendi doğumunda karanlıkla kesilirken sancısı&lt;br /&gt;İncir taneleri dağıldı rüzgarda&lt;br /&gt;Kemiğinden yükseldi yine buhranın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Constantinople&lt;br /&gt;Kendine tırmanan tek sarmaşık&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yolun adım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3265728758268971570-5483628923499380458?l=ashenica.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ashenica.blogspot.com/feeds/5483628923499380458/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3265728758268971570&amp;postID=5483628923499380458&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/5483628923499380458'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/5483628923499380458'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ashenica.blogspot.com/2009/07/constantinople.html' title='Constantinople'/><author><name>Ashenica</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02429010971565309820</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='14' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/SyMOp1NTSfI/AAAAAAAAAZ4/yGmc6SchGHw/S220/y%C3%BCz%C3%BCm2.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3265728758268971570.post-3733294781261870424</id><published>2009-07-01T20:33:00.003+03:00</published><updated>2009-07-01T20:47:36.518+03:00</updated><title type='text'>Kısa ve kıpırtısız.</title><content type='html'>kısa ve umutsuz bir avlu çizdim ben gövdeme&lt;br /&gt;bacasız ve insansız&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;insan bazen bilemiyor , anlatamıyor da yitmişliğini&lt;br /&gt;her gün biraz daha fazla basınçla kalbini ovalarken üstelik&lt;br /&gt;gecekörü , kötürüm bir sonbahar sevişgeni&lt;br /&gt;nasıl kurtulabilirse kendinden&lt;br /&gt;o kadar çaresiz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;iyi ki düşüyor gölgelerimize zaman&lt;br /&gt;ustalıkla sayıklıyoruz ..evet bu hayat..&lt;br /&gt;hayat.&lt;br /&gt;Hayat olmalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object type="application/x-shockwave-flash" data="http://cdn.last.fm/videoplayer/33/VideoPlayer.swf" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=9,0,0,0" id="lfmEmbed_50_13173217_542133983" width="340" height="289"&gt; &lt;param name="movie" value="http://cdn.last.fm/videoplayer/33/VideoPlayer.swf" /&gt; &lt;param name="flashvars" value="title=3055&amp;amp;uniqueName=13173217&amp;amp;albumArt=http%3A%2F%2Fuserserve-ak.last.fm%2Fserve%2F34s%2F9575989.jpg&amp;amp;duration=266&amp;amp;image=http%3A%2F%2Fuserserve-ak.last.fm%2Fserve%2Fimage%3A320%2F13173217.jpg&amp;amp;FSSupport=true&amp;amp;album=Eulogy+for+Evolution&amp;amp;track=true&amp;amp;creator=%C3%93lafur+Arnalds" /&gt; &lt;param name="allowScriptAccess" value="always" /&gt; &lt;param name="allowNetworking" value="all" /&gt; &lt;param name="allowFullScreen" value="true" /&gt; &lt;param name="quality" value="high" /&gt; &lt;param name="bgcolor" value="000000" /&gt; &lt;param name="wmode" value="opaque" /&gt; &lt;param name="menu" value="false" /&gt; &lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3265728758268971570-3733294781261870424?l=ashenica.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ashenica.blogspot.com/feeds/3733294781261870424/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3265728758268971570&amp;postID=3733294781261870424&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/3733294781261870424'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/3733294781261870424'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ashenica.blogspot.com/2009/07/ksa-ve-kprtsz.html' title='Kısa ve kıpırtısız.'/><author><name>Ashenica</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02429010971565309820</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='14' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/SyMOp1NTSfI/AAAAAAAAAZ4/yGmc6SchGHw/S220/y%C3%BCz%C3%BCm2.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3265728758268971570.post-8295642178398725002</id><published>2009-07-01T09:44:00.008+03:00</published><updated>2009-11-13T23:01:08.651+02:00</updated><title type='text'>Moon</title><content type='html'>&lt;object type="application/x-shockwave-flash" data="http://cdn.last.fm/videoplayer/33/VideoPlayer.swf" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=9,0,0,0" id="lfmEmbed_50_3767961_1755135490" width="340" height="289"&gt; &lt;param name="movie" value="http://cdn.last.fm/videoplayer/33/VideoPlayer.swf"&gt; &lt;param name="flashvars" value="title=I+lived+on+the+Moon&amp;amp;uniqueName=3767961&amp;amp;albumArt=http%3A%2F%2Fuserserve-ak.last.fm%2Fserve%2F34s%2F8794439.jpg&amp;amp;duration=273&amp;amp;image=http%3A%2F%2Fuserserve-ak.last.fm%2Fserve%2Fimage%3A320%2F3767961.jpg&amp;amp;FSSupport=true&amp;amp;album=Tales+and+Dreams&amp;amp;track=true&amp;amp;creator=Kwoon"&gt; &lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt; &lt;param name="allowNetworking" value="all"&gt; &lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt; &lt;param name="quality" value="high"&gt; &lt;param name="bgcolor" value="000000"&gt; &lt;param name="wmode" value="opaque"&gt; &lt;param name="menu" value="false"&gt; &lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz önce vazgeçtim karanlığından&lt;br /&gt;telaşıma vahşi bir mavi örtünürken,&lt;br /&gt;tahta bir anahtarla geldi Ramses&lt;br /&gt;açtı Ay'ın kapılarını&lt;br /&gt;Çöl sustu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yanyana duran iki ses&lt;br /&gt;iki ayrı An&lt;br /&gt;orda kayboldu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3265728758268971570-8295642178398725002?l=ashenica.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ashenica.blogspot.com/feeds/8295642178398725002/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3265728758268971570&amp;postID=8295642178398725002&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/8295642178398725002'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/8295642178398725002'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ashenica.blogspot.com/2009/07/moon.html' title='Moon'/><author><name>Ashenica</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02429010971565309820</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='14' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/SyMOp1NTSfI/AAAAAAAAAZ4/yGmc6SchGHw/S220/y%C3%BCz%C3%BCm2.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3265728758268971570.post-2103787660988768132</id><published>2009-06-06T17:08:00.005+03:00</published><updated>2009-06-06T17:16:02.481+03:00</updated><title type='text'>One day You will Teach me to Let Go of My Fears</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/Sip4t13GGtI/AAAAAAAAAQI/7DVIZ8zbdwA/s1600-h/ae0f4a507a78eed7020368cb19564f09.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 353px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/Sip4t13GGtI/AAAAAAAAAQI/7DVIZ8zbdwA/s400/ae0f4a507a78eed7020368cb19564f09.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5344216636776127186" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:100%;"  &gt;&lt;span style="color: rgb(204, 204, 204);"&gt;Kavanoza sıkışmış bir hal ….&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:100%;"  &gt;&lt;span style="color: rgb(204, 204, 204);"&gt;sabırla dolandığım labirentin bir parçası eksikmiş artık biliyorum. Çıkış yok bu oyundan. Kapağını kaldırdım ruhumun ; birkaç toz zerresi birkaç kurşuni gölge damladı  zemine. Varlığımı ispatlayamayan bir dünya yokluğumu ne yapsın ki. Zeminden ayak bileklerime sarıldım tekrar. Yeni bir ülke.. başka bir deniz ; yok der kavafis. Yeni bir beden de yok. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:100%;"  &gt;&lt;span style="color: rgb(204, 204, 204);"&gt;Göğsüme sarıldım . Neye katlandık bunca zaman bilmiyorum. İnsandan insana dolanan bir sarmaşık gibi zaman. İltihaplı bir yanılsama. Dışarıdan kendime baktığımda düşsel bir ironi, içerisi ise hepten karmaşa. Parçalanmış parmaklar koca kayaları kaldırmaya çalışıyor , daha çok arzu nesnesi lazım daha çok kandırmaca. Kaybolurken hayat ,dağılmadan suya inmek imkansız oysa.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:100%;"  &gt;&lt;span style="color: rgb(204, 204, 204);"&gt;Kıvrımlarımda ateşi döverken umut ,saçlarım ellerime daha çok batıyor. Bulunduğum bu yerden daha da cılızlaşarak uzaklaşmak istiyorum. Külden bir atlasın peşinde, Tütsülenerek gizlenmiş gümüş yaprakları  bulmalıyım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgilisinin memeleriyle oynarken adamlar ben usulca yürümeliyim bronz boynuzlarınıza aldırmadan.Kaynaklarınızdan fırlayan tekilliklere basmadan. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:100%;"  &gt;&lt;span style="color: rgb(204, 204, 204);"&gt;Gökyüzünün bütün ışığı ve karanlığı kutsal sandıklarınızı yerle bir etmeden. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:100%;"  &gt;&lt;span style="color: rgb(204, 204, 204);"&gt;Bir kaşıntı gibi arkama saplanan yaşam, ıslak ve yırtıcı umutsuzluğumu yeniden diriltmeden.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:100%;"  &gt;&lt;span style="color: rgb(204, 204, 204);"&gt;Bir parazit gibi ruhumun ucunu kemiren bu anlam kaygısı öldürüyor beni. Işıkla kırılıyor baktığım ayna. Yüzümdeki  belirsiz kesiklerden körleşmiş bir gerçek damlıyor biriken karların üstüne. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:100%;"  &gt;&lt;span style="color: rgb(204, 204, 204);"&gt;Anlam&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:100%;"  &gt;&lt;span style="color: rgb(204, 204, 204);"&gt;Ayna&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:100%;"  &gt;&lt;span style="color: rgb(204, 204, 204);"&gt;Kar&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:100%;"  &gt;&lt;span style="color: rgb(204, 204, 204);"&gt;Ben&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:100%;"  &gt;&lt;span style="color: rgb(204, 204, 204);"&gt;kör &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:100%;"  &gt;&lt;span style="color: rgb(204, 204, 204);"&gt;Boşluk.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3265728758268971570-2103787660988768132?l=ashenica.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ashenica.blogspot.com/feeds/2103787660988768132/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3265728758268971570&amp;postID=2103787660988768132&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/2103787660988768132'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/2103787660988768132'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ashenica.blogspot.com/2009/06/one-day-you-will-teach-me-to-let-go-of.html' title='One day You will Teach me to Let Go of My Fears'/><author><name>Ashenica</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02429010971565309820</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='14' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/SyMOp1NTSfI/AAAAAAAAAZ4/yGmc6SchGHw/S220/y%C3%BCz%C3%BCm2.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/Sip4t13GGtI/AAAAAAAAAQI/7DVIZ8zbdwA/s72-c/ae0f4a507a78eed7020368cb19564f09.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3265728758268971570.post-2838325329511375268</id><published>2009-04-26T03:32:00.004+03:00</published><updated>2009-11-13T23:02:59.407+02:00</updated><title type='text'>Faun</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://raccoon-with-a-cigar.deviantart.com/art/Greed-97546991"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 386px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/SfOruxs3LBI/AAAAAAAAAOw/zMeVFvrSrNM/s400/52bff83715a95f0ff4b2f955c15cdee1.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5328791604213263378" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutlu çocukların karnına saplanan kemiğim&lt;br /&gt;Avluda bir bir kaybolurken siz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözyaşlarıyla bir nehri kurutur burada kadınlar&lt;br /&gt;Goncalarını yıldızlara sürterken&lt;br /&gt;Ayakları değerken küllere&lt;br /&gt;Kıvrımlarımda acı toz olur&lt;br /&gt;bahar başkalaşır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küçük düşlerinize ters binerim&lt;br /&gt;Eklemlerimde fısıldarken hayat kabarcıkları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dışıma itildikçe, ittikçe&lt;br /&gt;İçime daha çok kapanır yaralarınız&lt;br /&gt;Korkarım ben..&lt;br /&gt;Gözlerinizden…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiç gitmediğiniz erik ağaçlarından&lt;br /&gt;Saçlarınıza usulca yapışmış bir dirhem yalanla&lt;br /&gt;Doldurduğunuz kuyulardan.&lt;br /&gt;Korkarım ben sizden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Körlüğünüzden…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalk gidelim diyorum Kendime;&lt;br /&gt;Ve Size.&lt;br /&gt;Gidelim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözlerimden…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3265728758268971570-2838325329511375268?l=ashenica.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ashenica.blogspot.com/feeds/2838325329511375268/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3265728758268971570&amp;postID=2838325329511375268&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/2838325329511375268'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/2838325329511375268'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ashenica.blogspot.com/2009/04/faun.html' title='Faun'/><author><name>Ashenica</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02429010971565309820</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='14' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/SyMOp1NTSfI/AAAAAAAAAZ4/yGmc6SchGHw/S220/y%C3%BCz%C3%BCm2.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/SfOruxs3LBI/AAAAAAAAAOw/zMeVFvrSrNM/s72-c/52bff83715a95f0ff4b2f955c15cdee1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3265728758268971570.post-6756084810457644117</id><published>2009-03-27T04:56:00.007+02:00</published><updated>2009-11-13T23:08:35.821+02:00</updated><title type='text'>For Wanda</title><content type='html'>&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaç gece oldu unuttum. Unutturdular. Kalbime çakılan gümüş,yüzümden ağır bir uğultuyla dipsiz bir kuyuya yansıyor, oynaşıyor karanlıklarınız…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soysuz ,sütten kesilmiş kadınlar şehri burası. Salyaları toprağa değin sürüklenen aç kurtlar, boyalı evlerinde renksiz kalan adamlar var. Ne yazık ,cebimde hiç peri tozu yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir önceki zaman diliminde böyle karşılaşmıştık seninle. Kokusu bütün caddeye yayılan menekşeler ve küçük dorothy ‘nin yara olmuş ayakları…Dudaklarıma değdirdiğin buzul ,görkemli bir şekilde içime akmaktaydı.Son damlalarda biriken kayıp bir kavim gibiydik. Aşk diyorduk sanırım buna.Kollarım kıtalardan uzunmuşcasına, dünyanın “son”u emanet ettiği bir resim gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha ne kadar dayanabilirdim bilmiyorum. Ne tarafa gitsem kendi boşluğunda dans eden insanlar… İnce bir ipin üzerinde orda oraya zıplayan panik sürüsü, tökezleyen sıfatlar.Minik bir gaz balonu içinde birbirine çarpa çarpa boğulan küçücük parçalar. Altın suyuna batırdığı mutluluk hayallerini derin bir yamaçtan yuvarlayana dek nefeslerin kar kestiği , ihanetin en çok tanrıya yapıldığı ,kanımızı donduran kırgınlıklar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimse kimseyi görmüyordu..Kimse ötekini bilmiyordu.&lt;br /&gt;Ayaklarım birbirine sürtünmekten yara içindeydi. Uçamıyordum..&lt;br /&gt;Gidemiyordum..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kapılarıma yığılınca Oz’un büyücüsü, üfledi siyah bir kuğunun dilindekini&lt;br /&gt;“Aynı ayın altında binlerce uğultudan birisin” dedi.&lt;br /&gt;Aç gözlerini.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözbebeklerim daha da büyürken kınalı bir avucun içinde, pusudan kalktı son canavar.&lt;br /&gt;Dedi “bağışla” “jiletledim hislerini”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendime baktığımda orda değildiniz artık. Usul usul lal bahçeleri inerken ıssız bir çöle. Seslendim:&lt;br /&gt;“bırakın beni”&lt;br /&gt;“bırakın beni”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü gitmek istiyorum ben.&lt;br /&gt;Uçmak istiyorum…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimsenin olmadığı o toz bulutuna karışmak&lt;br /&gt;Yıldız parçalarını sökerek karanlığınızdan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şeyi unutmak istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“uçtu.”&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3265728758268971570-6756084810457644117?l=ashenica.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ashenica.blogspot.com/feeds/6756084810457644117/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3265728758268971570&amp;postID=6756084810457644117&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/6756084810457644117'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/6756084810457644117'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ashenica.blogspot.com/2009/03/for-wanda.html' title='For Wanda'/><author><name>Ashenica</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02429010971565309820</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='14' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/SyMOp1NTSfI/AAAAAAAAAZ4/yGmc6SchGHw/S220/y%C3%BCz%C3%BCm2.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3265728758268971570.post-2709296581203260656</id><published>2009-03-07T03:36:00.003+02:00</published><updated>2009-03-07T03:44:15.951+02:00</updated><title type='text'>Bohemya</title><content type='html'>&lt;span style="color: rgb(204, 204, 204);"&gt;Bohemya’da bir okyanusun üzerine düşüyorduk. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 204, 204);"&gt;bir trampet sesi sarılmıştı saçlarına.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 204, 204);"&gt;Tiksinmiştim balıklardan&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 204, 204);"&gt;Kaç kişi olduğumuzu sordum sana.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 204, 204);"&gt;Kaç kere öldürdüğümüzü.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 204, 204);"&gt;Çenenden irkilen bir gülümsemeyle&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 204, 204);"&gt;Görmezden geliyordun &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 204, 204);"&gt;Hayatımıza dolan taşları…&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 204, 204);"&gt;Boğazıma  abanan  küçük sancılar taşıyorum bu gece .&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 204, 204);"&gt;Biliyorum oradalar. Orada olacaklar bir süre daha.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 204, 204);"&gt;Çünkü başlayamıyor  bazen sessizliğim, bir uçtan bir uca çirkin bir gürültüyle gözlerimi nesnelere yetiştirmeye çalışırken. Hatırlıyorum… Gözyaşları ve azizler yok artık. Zindanında ejderhaya dönüşmüyor hiç bir sözcük. Yitirdim ben. Yitirdim sayfaları…&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 204, 204);"&gt;Dünya küçülüyor, hayat küçülüyor, oda küçülüyor, ben küçülüyorum kocaman bir anlamsızlık sarsılarak büyürken. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 204, 204);"&gt;Ne ağlatır artık bizi ? Ne daha çok etkiler çoktan teslim olmuşken?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 204, 204);"&gt;Hıncıma kül ol ! &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 204, 204);"&gt;Dağıl ve git!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 204, 204);"&gt;Gitmiyorsun..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 204, 204);"&gt;Gitmiyorsun.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 204, 204);"&gt;Siyah bir ayaz doluyor ciğerlerime bak.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 204, 204);"&gt;Kayıp ve lirik.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 204, 204);"&gt;Hayatının içinde yer alan ve alacak olan her şey sallanırken,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 204, 204);"&gt;Azap şehrinin mavi cinleri  Gözlerini sarmaşıklara kararken.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 204, 204);"&gt;Belki bu sefer sesini duymaz diyorum içimdeki.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 204, 204);"&gt;Bakmaz oraya diyorum. Bakmaz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 204, 204);"&gt;Aramıza koyduğumuz cılız mesafe bile yetmiyor oysa &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 204, 204);"&gt;Beni aldatmaya.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 204, 204);"&gt;Duvarlarıma yapışan pıhtın&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 204, 204);"&gt;Süzülüyor deliklerinden.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 204, 204);"&gt;Yitiyorsun sende.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 204, 204);"&gt;Bitiyorsun…&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 204, 204); font-weight: bold;"&gt;“Tanrı’nın dahi kurtaramayacağı ruhlar vardır. “&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 204, 204);"&gt;Menekşelerin kokusunu çalmaya gelirken aynalar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 204, 204);"&gt;Hatırlıyorum…&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 204, 204);"&gt;Bu yırtık elbiseden başka bir şeyim kalmadığını &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 204, 204);"&gt;Oysa Seni hatırlamak istiyordum.. Yalnızca seni…&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(204, 204, 204);"&gt;Çöl soğuğuna kapılırken dişlerim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3265728758268971570-2709296581203260656?l=ashenica.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ashenica.blogspot.com/feeds/2709296581203260656/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3265728758268971570&amp;postID=2709296581203260656&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/2709296581203260656'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/2709296581203260656'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ashenica.blogspot.com/2009/03/bohemya.html' title='Bohemya'/><author><name>Ashenica</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02429010971565309820</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='14' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/SyMOp1NTSfI/AAAAAAAAAZ4/yGmc6SchGHw/S220/y%C3%BCz%C3%BCm2.jpg'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3265728758268971570.post-1954343733508050637</id><published>2009-02-27T12:24:00.007+02:00</published><updated>2009-11-14T00:02:50.991+02:00</updated><title type='text'>Alas, Alas! The Breath of Life!</title><content type='html'>Sırtımı çiğneyen bir yalnızlık, ayaklarıma eşlik eden bir gölge.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki kelimeyle özetlediğim bir dünya acınası gözükebiliyor evet farkındayım. Fakat biliyoruz ki kimse virgüller için ölmüyor. Herkes son noktasını olumlayacak en ufak kırıntının peşinde hafızası çarpık balık misali. Dünya küçüldükçe küçülüyor benim devasa şaşkınlığım büyürken. Böylesi bir zamanın getirdiği bütün olumsuzlukları sanki normal bir durum gibi karşılanmasını beklemek bence her şeyden büyük bir işkenceye maruz etmek kendisini. Yüksek hızla blenderdan geçiriliyormuşuz gibi. Evet Sıradaki! Belki de bu yüzden hala şaşkınlığım şakaklarımı zonklamakta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tutunmaya çalışıyorum yastıklara, oradan duvarlara, duvarlardan odalara.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşme tehlikesini hisseden her bünye bir yerde dikildiğini, sıkıştığını sanabilir. Ama yoktur öyle bir şey. Tutunmanın kendisini sağlayan şey böyle durumlarda başka bir yere düşme “gitme” isteğidir.Bir çok yazıda karşılaşırım ben bununla. Hatta kendim de çok kullanırım. Hey “düşüyorum” bakın , aha da bıraktım ipi. Bizi başka bir andavallığa taşıyacak her gemiye binmeyi sevdiğimizden midir yoksa bu arayışın kendisine tutkun olduğumuzdan mıdır, içinde düşme olasılığı barındıran her şeye karşı açık yürekli olabiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu alnımı yaslayacak bir mutluluk eksikliği, yüzümün bütün kıvrımlarına nüksedip keyfimi kaçırıyor son günlerde. Oysa anlaşmıştım ben kendimle, seviyorduk çürümeyi. Çürürken yaşamdan bahsetmeyi. Öyle ki duşa kabin fiyatlarına baktım bugün. İnsanız ya evler, odalar yetmez, daha da küçük kutulara her şeklimizle girmeliyiz. Kaça patlar bana bir kutu? Kampanyadaymış üstelik duş başlığı hediyeli!!. Nefes darlığıyla karşılaştığım nadir anlardan birisidir. Nerede olduğum ani bir dalgayla dağılır bilincime.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“oluşun kendisi keskin bir can çekişmedir” Anlamı; seni beni var eden şey , kaybettiğimizi düşündüklerimizdir. Ama tek bir sorun var ki nerede kaybolduğunu , yahut neyi kaybettiğini farkına varacağın süreç içerisinde bir halta yaramayacaksın. Anlamı ;Cebinde şeker saklayan dede henüz çok uzaklarda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kıpırtısızım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok uzaklarda bırakmış olabileceğim başka bir ben var mıdır acaba. Ama durun söylemeyin. Varsa da mutlaka benden daha kötü durumdadır. Bu bakış açısı bulunduğum tortuyu daha da güzel kılacak çünkü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The Ascent Of Everest&lt;br /&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/203144707/Ascent_Of_Everest__The_-_How_Lonely_Sits_The_City.rar.html"&gt;Download&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3265728758268971570-1954343733508050637?l=ashenica.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ashenica.blogspot.com/feeds/1954343733508050637/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3265728758268971570&amp;postID=1954343733508050637&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/1954343733508050637'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/1954343733508050637'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ashenica.blogspot.com/2009/02/alas-alas-breath-of-life.html' title='Alas, Alas! The Breath of Life!'/><author><name>Ashenica</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02429010971565309820</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='14' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/SyMOp1NTSfI/AAAAAAAAAZ4/yGmc6SchGHw/S220/y%C3%BCz%C3%BCm2.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3265728758268971570.post-6335118903036589812</id><published>2009-02-24T18:10:00.004+02:00</published><updated>2009-11-13T23:10:08.444+02:00</updated><title type='text'>Aethra</title><content type='html'>Tek basamaklı intiharlardan bahsediyorlar&lt;br /&gt;Kelimeleri kapı eşiklerine itekleyip tek bir harfi sürüyorum boynuma&lt;br /&gt;Yapraklara gömdüğüm acıları takıştırarak, matemime kin katan cadıları sularda boğarak ,&lt;br /&gt;ve son bir kez duruşumu sererek aynadakine&lt;br /&gt;dü..&lt;br /&gt;..şü&lt;br /&gt;yo..&lt;br /&gt;..rum&lt;br /&gt;Ötekinin hikayesine;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(herkes söz vermişti..&lt;br /&gt;kimse koymayacaktı gidişini yüzüme)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gittiler…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gittiklerinde altın ipliklerle sarılı duvarlarım kaldı bana&lt;br /&gt;kavislerini öptüğüm pencere pervazlarım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;başına dualar okuyan kadınların ahlarını&lt;br /&gt;pekiştirdiğim yastıklarım&lt;br /&gt;bir serçe tehditi gibi&lt;br /&gt;gözümden damlayan seslere&lt;br /&gt;kanat çırpan dudaklarım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Göğsünüzde yenilmemiş tek kavgayım&lt;br /&gt;Bağışlayın beni&lt;br /&gt;Kimse eskisi kadar bulanık gelmiyor artık&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3265728758268971570-6335118903036589812?l=ashenica.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ashenica.blogspot.com/feeds/6335118903036589812/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3265728758268971570&amp;postID=6335118903036589812&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/6335118903036589812'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/6335118903036589812'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ashenica.blogspot.com/2009/02/aethra.html' title='Aethra'/><author><name>Ashenica</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02429010971565309820</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='14' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/SyMOp1NTSfI/AAAAAAAAAZ4/yGmc6SchGHw/S220/y%C3%BCz%C3%BCm2.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3265728758268971570.post-9030469113854517608</id><published>2009-02-17T09:24:00.009+02:00</published><updated>2009-11-13T23:13:12.015+02:00</updated><title type='text'>Aşk</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/Sv3LpGfrztI/AAAAAAAAAVs/MvSi37VaTNA/s1600-h/a%C5%9Fkkk.jpg"&gt;&lt;img style="float:right; margin:0 0 10px 10px;cursor:pointer; cursor:hand;width: 254px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/Sv3LpGfrztI/AAAAAAAAAVs/MvSi37VaTNA/s400/a%C5%9Fkkk.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5403699034893045458" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Bir gece uyandığımda&lt;br /&gt;Ay ışığından dağılma bir yüz yazıldı bileklerime&lt;br /&gt;Asla gözlerime bakmayacak o”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yağmurun kana doğduğu zaman&lt;br /&gt;Kavaklar titrer en çok&lt;br /&gt;Çobanlar zincirlenir uykularıma&lt;br /&gt;Kar’a iz yapmaya gideriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kapısındaki ihaneti asar bahçesine Lut&lt;br /&gt;Gökten gelenler günahı saçsınlar diye toprağa&lt;br /&gt;Kargalar güler aynalardan&lt;br /&gt;Denize yakın bir klubede Babil’i yeniden çizer çocuk&lt;br /&gt;Sırtımdan kesilir süt&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağlayan ilk kadına aşık olur Kar&lt;br /&gt;Kendime yaslanırım daha çok&lt;br /&gt;Kendime katlanırım daha çok&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gövdemden sarkan aşkla….&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3265728758268971570-9030469113854517608?l=ashenica.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ashenica.blogspot.com/feeds/9030469113854517608/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3265728758268971570&amp;postID=9030469113854517608&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/9030469113854517608'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/9030469113854517608'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ashenica.blogspot.com/2009/02/ask.html' title='Aşk'/><author><name>Ashenica</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02429010971565309820</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='14' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/SyMOp1NTSfI/AAAAAAAAAZ4/yGmc6SchGHw/S220/y%C3%BCz%C3%BCm2.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/Sv3LpGfrztI/AAAAAAAAAVs/MvSi37VaTNA/s72-c/a%C5%9Fkkk.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3265728758268971570.post-705047389076076483</id><published>2009-02-17T09:07:00.005+02:00</published><updated>2009-11-14T00:05:11.157+02:00</updated><title type='text'>Endülüste Raks</title><content type='html'>“Kuvvetin yetmez bazen anlamaya&lt;br /&gt;Süzülürken anlam karmaşası&lt;br /&gt;Hangisinde kendin olduğunu anlayamazsın&lt;br /&gt;İçinde köprücükler dizili bir okyanusun orta yerinde&lt;br /&gt;Naylon torbalara doldurursun ahvalini&lt;br /&gt;Daha aşağılara&lt;br /&gt;Çok aşağılara salınırsın”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hangi hikayedeyim hatırlamıyorum. En son görüldüğümde Endülüste idim. Bütün kıtaya şarap akan bir köprü inşa etmeyi düşünüyordum ki Sırtını gösterip ,gösterip kaçan o meleği gördüm. Ne zaman düşmüş bilmiyorum. Elbet yakındır yeryüzü ahmaklığı . Henüz alışamadığı belliydi. Kalabalığın içinde koşuşup herkesin huzurunu kaçıyordu. Keşişlerden biri dayanamayıp benim olduğum masaya öfkeyle oturttu onu. Hala şaşkınlığı geçmemişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hey sen dedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bileğinden sarkanları temizle. Burada kuş tüylerinden nefret edilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Umursamadı dediklerimi döndü şarap istedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Koydum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yenisin sanırım. İlk defa gördüm seni.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burası neresi der gibi bomboş baktı yüzüme.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir bardak daha şarap koydum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşen omuzları yavaşça dikleşmeye başladı. Bir şeyler söyleyecek gibi oldu ama vazgeçti. Etrafını ürkekçe izlemeye başladı. Herkes birbirine kadın kahkahası ısmarlıyordu. Masadan masaya gidip gelen kahkaha atan kadınlar. Sende ister misin diye sordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gülümsedi. Marta’yı ısmarlardım. Nedense o kadının çığlık gibi kahkahası hoşuma gidiyordu. Cılız bir saksafon sesini andırıyordu sanki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Marta koca memeleriyle geldi masamıza. En uzunundan nefis bir kahkaha bıraktı.Önce ne olduğunu anlamadı bizimki ama aniden ağzına dolan şekerleri tükürdü masaya.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sefer ben gülümsüyordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onları yemelisin ama. Bütün zevki heba ettin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine bir sis çöktü yüzüne. Sevmemişti bu oyunu. Ben..Ben sanırım kusacağım diyip koşarak dışarı çıktı. Tam o sırada Tiersen yeni girmişti içeriye her zamanki köşesine çekildi. Ellerini havaya dikti ve müzik başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uçmaya başladım. Dünya zamanlarını hatırladım yine. Aynada karşılaştığım Ben’in bir başkasında kim olduğunu düşündüm. Biri için kimdim ben. Neydim.Neye beziyordum gerçi artık buradaydım önemi yoktu bunların. Ama yine de düşünmeden edemiyordum. Orada delilik sandığım her şey burada gerçek bir dinginliğe bürünmüştü. Sanırım Seneca haklıydı orada bedenlerimizin hizmetindeki kölelerdik. Davranış şekillerimizi tepkilere göre oluşturan bununla övünen, aynada yakaladığımız yansımanın ucuna bile yaklaşmadan hiç kimseler olarak düşüyorduk sonunda. Bedenimi aynanın önüne koyup boşaltmak isterdim. İçimdeki yabancıyı başkalarına çarparak yarattığım ben duygusunu yok etmek isterdim. O muhtaçlığı, en basit kavramın içinde bile karmaşıklaştırdığım öznemi silmek isterdim. O gövdeye sığdırmak istediğim onca kalabalıklığın ucuzluğunu şimdi algılıyordum. Şimdi farkına varıyordum boşluğun dışımızda olduğu düşüncesinin ne kadar yavan olduğunu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En büyük yanılgımızın kendi gerçeklik algımızın başkasında da var olduğuna inanmak olduğunu anlıyordum. Ben buradaydım şimdi ,şarap mantarlarından bozma masada. Siz her hangi bir yerde olabilirdiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rahatlamış bir ifadeyle geri döndü. Alışmaya başlıyordu sanırım, Nabızsız ritimsiz bir dünyaya. İçimde oluşan sessizliği bozmak istemiyordum. Yüzünde dondurdum bakışlarımı. Henüz orası gibi kokuyordu. Aynı kasvet, aynı acı..sanki dallarından irkilen bir ağacın kökünden ağlaması gibiydi. Savunmasızdı hala. Kendi suyunun kabarmasını güç bilen her insan gibi takıldığı ilk dalgayla vurmuştu kayalara. Ona sarılmak istedim. Her şeyin çok geride kaldığını söylemek. Ama yapamadım... Bardağımı taşırdım, Tiersen boğuldu, kadınlar kahkaha atarak kaçıştılar, masalar havalandı, ben boğazıma kadar şaraba batıyordum.Son kez baktım ona. Hala o Sandalyenin üzerindeydi. Gülümsüyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ertesi sabah apartman boşluğundan birini çıkarıyorlardı, ben kalabalığı izlerken şarap içiyordum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3265728758268971570-705047389076076483?l=ashenica.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ashenica.blogspot.com/feeds/705047389076076483/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3265728758268971570&amp;postID=705047389076076483&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/705047389076076483'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/705047389076076483'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ashenica.blogspot.com/2009/02/enduluste-raks.html' title='Endülüste Raks'/><author><name>Ashenica</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02429010971565309820</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='14' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/SyMOp1NTSfI/AAAAAAAAAZ4/yGmc6SchGHw/S220/y%C3%BCz%C3%BCm2.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3265728758268971570.post-8691733683329172029</id><published>2009-02-17T08:39:00.005+02:00</published><updated>2009-11-13T23:17:50.442+02:00</updated><title type='text'>06:06</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/Sv3MyV-Sb5I/AAAAAAAAAV0/vAZwRkXf0bs/s1600-h/dream_by_monokowalla.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/Sv3MyV-Sb5I/AAAAAAAAAV0/vAZwRkXf0bs/s400/dream_by_monokowalla.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5403700293178388370" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yerin altında birbirine çarpan kemiklerim hoş bir melodiyi bütün kıtaya yayarken minik kaplumbağalar efendisi sınırlarına izinsiz girmiş olduğumu söyleyip duruyordu. Ayağımın dibindeki buz kütlesini alıp bozdum yuvalarını.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendimi bir anda wallstreet' in içinde buldum önümde duran devasa binadan bana sesleniyorlardı. Son kalkış 06: 06….&lt;br /&gt;Bir an duraksadım. Koşmalı mıyım hızlı mı yürümeli miyim bilemiyorken ayağımda sadece çoraplarım olduğunu görünce ağır ağır ilerlemeye başladım. Binanın önünde dev bir siyam kedisi bana biletip olup olmadığını sordu. Yok dedim. O zaman buraya basacaksın diyip iyi şişirilmiş pembe bir balonu ayaklarımın dibine bırakıverdi.Zıpladım üstünde. 3. denememde patladı. Hiç ses çıkmamasını o anki patlatma heyecanıma verdim. Beni uzun bir koridordan geçirip bir asansörün önünde bıraktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Omzumda kadife bir ceket dolaşıyorum sokakta. Adınızı hiç sormadım değil mi belki de söylemişsinizdir hatırlamıyorum. Söylemiştim ben Alkoliğim. İlk komaya girdiğimde 15 yaşındaydım- küçük bir yat sallanan bardaklar garsonların ter kokusu işemeye her gidişte göğüslerime sürtünen bir adam, bol kahkaha …aniden ağlama, gittikçe ufalan sesler…görüntüler…sonra bol yataklı bir hastane odası , dalga geçen hemşireler, yatağı neden işgal ettiğimi hiç anlayamayacak kadın bakışları, suçluluk, utanç, kusma isteği…Ertesi gün okul var...yüzüne bakmayan adam geldi; babammış. uyan , dolaba tıkıştırılmış ekoseli eteği bul giy, saçını tara evden çık, köşeyi dönmeden sigara yak, çoraplarını yukarı çek yürümeye devam et, okula gir, kapıda etek boyu ölçen kadına gül , sınıfa gir, topla 2 -3 kişi in bahçeye, kapı aralık kaç&lt;br /&gt;Kaç.. koş…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sahile inip apartmanın birine gir üstünü değiştir... merdivenlere işe... hemen uzaklaş.&lt;br /&gt;Parmaklarını çalıştır duran arabaya bin.&lt;br /&gt;Eee kızlar nereye gidiyorsunuz?&lt;br /&gt;Fark etmez takılıyoruz&lt;br /&gt;O zaman A… gidelim&lt;br /&gt;Tamam sigaran var mı?&lt;br /&gt;Immm Kaliteli sigara iç ..iç çantana at.&lt;br /&gt;Kaç yaşındasınız&lt;br /&gt;18&lt;br /&gt;isimler seç ...uydur&lt;br /&gt;ne içersiniz&lt;br /&gt;alkol&lt;br /&gt;aptal aptal güler adam&lt;br /&gt;3.cü bardaktan sonra adımı 4 .cüde ikinci adımı da unuturum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asansörün önünde bekliyorum hala …yanımda küçük bir fare var. İkide bir ellerini kaldırıp beni gözlüyor. Ne var be ne?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Kurallarımız vardır birimiz içmez. Bu kuralı ben koyduğum için ben muaf tutarım kendimi ,sıra bana hiç gelmez. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok tatlısınız&lt;br /&gt;Bilmediğimiz bir şeyi söylesene lavuk derim içimden&lt;br /&gt;Elleri yaklaşır yanaklarıma&lt;br /&gt;Kalkarım tuvalete&lt;br /&gt;Su ..su.. adım..&lt;br /&gt;Kızım adam çok uyuzzzzzz&lt;br /&gt;Kaçalım hadi&lt;br /&gt;Ayaklarım dolana dolana kaçarım&lt;br /&gt;Hava kararmış&lt;br /&gt;Bir apartman bul, giyin, merdivenlere işe.&lt;br /&gt;Eve yol al.&lt;br /&gt;Eve gir .odana yürü .kapıyı kapat. yat.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;...Oda karanlık &lt;br /&gt;...gözlerimin içi karanlık&lt;br /&gt;...dışarısı karanlık&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uyu..uyu… adım neydi.. uyu…”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne var be nee?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kurban için biten zaman katil için yeniden başlar.&lt;br /&gt;Kurban için biten zaman katil için yeniden başlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saatin var mı&lt;br /&gt;Bak zamanın doluyor.&lt;br /&gt;06:04&lt;br /&gt;06:05&lt;br /&gt;06:06&lt;br /&gt;….&lt;br /&gt;….&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3265728758268971570-8691733683329172029?l=ashenica.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ashenica.blogspot.com/feeds/8691733683329172029/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3265728758268971570&amp;postID=8691733683329172029&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/8691733683329172029'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/8691733683329172029'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ashenica.blogspot.com/2009/02/0606.html' title='06:06'/><author><name>Ashenica</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02429010971565309820</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='14' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/SyMOp1NTSfI/AAAAAAAAAZ4/yGmc6SchGHw/S220/y%C3%BCz%C3%BCm2.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/Sv3MyV-Sb5I/AAAAAAAAAV0/vAZwRkXf0bs/s72-c/dream_by_monokowalla.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3265728758268971570.post-2917816879525211937</id><published>2009-02-17T08:02:00.008+02:00</published><updated>2009-11-13T23:23:08.285+02:00</updated><title type='text'>Eşikten Geçemeyenler...</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/Sv3OK9880_I/AAAAAAAAAV8/KUW8esn4W14/s1600-h/the_sandgiver_by_S_t_r_a_n_g_e.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 400px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/Sv3OK9880_I/AAAAAAAAAV8/KUW8esn4W14/s400/the_sandgiver_by_S_t_r_a_n_g_e.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5403701815738684402" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sırtlanın uykusundan,&lt;br /&gt;Yeryüzüne uyanan bir dişil varlık&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uçuşuyor etekleri teslim olmuşların çağında&lt;br /&gt;Başına dolanan nefes kümeleri&lt;br /&gt;Biraz da insan kiri ellerinde&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Köklerini kahpeliğe vurduran kocaman gözlü adamlar var&lt;br /&gt;Nereye gitse içine ateşten damlalar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkek gözüne iri bir ur bırakmaya gelmişleriz&lt;br /&gt;Keskin taşlarla doğranırken Ferna&lt;br /&gt;Sütün içine kara düşürürken Cleopatra&lt;br /&gt;Kaleminden kan damlarken Rosa’nın&lt;br /&gt;Savaşların yükünü taşırken Helena&lt;br /&gt;Pamuk tarlasında bebeğini öldürürken Esma&lt;br /&gt;Kuyulara itilirken Ayşegül&lt;br /&gt;Kilise önlerinde yakılırken Mary&lt;br /&gt;Barış için katledilirken Picca&lt;br /&gt;Bir elmayla lanetlenirken Havva&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve az sonra ağlamayı öğrenecek bir kız çocuğu için;&lt;br /&gt;Yeryüzünün en büyük kirini bağlarken yüzümüze&lt;br /&gt;Mührümüzü gökyüzüne bağışlayanlarız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kapayın Gözlerinizi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3265728758268971570-2917816879525211937?l=ashenica.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ashenica.blogspot.com/feeds/2917816879525211937/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3265728758268971570&amp;postID=2917816879525211937&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/2917816879525211937'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/2917816879525211937'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ashenica.blogspot.com/2009/02/esikten-gecemeyenler.html' title='Eşikten Geçemeyenler...'/><author><name>Ashenica</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02429010971565309820</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='14' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/SyMOp1NTSfI/AAAAAAAAAZ4/yGmc6SchGHw/S220/y%C3%BCz%C3%BCm2.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/Sv3OK9880_I/AAAAAAAAAV8/KUW8esn4W14/s72-c/the_sandgiver_by_S_t_r_a_n_g_e.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3265728758268971570.post-7782337669858866553</id><published>2009-02-14T07:09:00.011+02:00</published><updated>2009-11-13T23:26:09.477+02:00</updated><title type='text'>Acı Bırakır - Bir İstanbul Öyküsü</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/Sv3OwvVUR6I/AAAAAAAAAWE/nX_Lj7m8gyk/s1600-h/____TumInsanlarKIrIk_____by_000gasdasde000.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 240px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/Sv3OwvVUR6I/AAAAAAAAAWE/nX_Lj7m8gyk/s400/____TumInsanlarKIrIk_____by_000gasdasde000.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5403702464649381794" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Acı bırakır&lt;br /&gt;Dizlerimden taşacak suyu&lt;br /&gt;İnanmak isterim&lt;br /&gt;Ağaçlara, ötesine&lt;br /&gt;Bu camın, pencerenin öncesine&lt;br /&gt;Ucundan ruhuma denkleşmiş bir fırtınaya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama yok inanma! Sakın inanma.&lt;br /&gt;Her şeyin başlangıcı ve sonu vardır.&lt;br /&gt;Ötedekiler yok...Öteki yok.&lt;br /&gt;An var&lt;br /&gt;Ansızlığın var.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;... Avucumu yakan bir sıcaklıkla koşuyorum Galata’nın aşağısına;Saçlarım ağzıma giriyor, ter içindeyim. Soluklanıyorum bir ara sokakta. Keskin bir naylon torba kokusuyla bana doğru yaklaşıyor ağızları kıpkırmızı, gözbebekleri kocaman, mosmor çocuklar. Ellerimi kan içinde gördüklerinde aldırmıyorlar. Birine doğru hızlıca manevra yapıp boynuna sarılıyorum,sımsıkı kapatarak gözlerimi...&lt;br /&gt;Affet beni!&lt;br /&gt;Affet beni!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tesellisi üç kuruşa ağlıyor bu şehrin adamları, duyuyor musun?&lt;br /&gt;Bukowski’nin evcil çocukları fısıldıyor karanlık diye, Fante ‘nin yarım gülüşüne ateş dansı yapıyorlar ,&lt;br /&gt;Ne de büyük acı.&lt;br /&gt;Morpheus’unu bekleyen Potansiyel Neo akımı&lt;br /&gt;Haydi yandan çarklı Marla’larla&lt;br /&gt;Balo vakti, bol jointli&lt;br /&gt;Sadece yiyişelim ve unutalım.&lt;br /&gt;ve ağlayalım&lt;br /&gt;sevmediğimiz bir şeyi neden sevmiyorlar diye.&lt;br /&gt;Tapınaklardan, kutsallığımızdan, oynaş ruhlarımızdan bahsedelim.&lt;br /&gt;İki sıkımlık tüp çikolata çocukları:&lt;br /&gt;Bu kadarız işte.&lt;br /&gt;Yiyişelim ve unutalım.&lt;br /&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bacak aralarına tökezlerken ruhları kıvranmışlar Dağılmışlar işte orada görüyor musun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüzümün titremesi geçiyor, gerilmiş bir bedeni yavaşça bırakıyorum. Gözlerimi açıyorum, İşte sen. Ellerimin üzerine menekşeler kopartan. Sen.. Dünyam. Aşkım, sevgilim, ruhum.&lt;br /&gt;Sen…Her şeyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;" Kanla doğan ademoğlu en küçük pıhtısına kadar sadece kalbinde düzüldü.Bil Bunu!"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadece sizi mi terk eder sanıyorsunuz kadınlar.&lt;br /&gt;Bütün sevdiğim kadınlar gitti benim.&lt;br /&gt;Gözkapaklarında sıkışan bir boşluk oldu Nilgün&lt;br /&gt;Eteklerimde birikti Virginia&lt;br /&gt;Slyvia gaz bulutu koydu başıma&lt;br /&gt;Hepsi gitti&lt;br /&gt;Ölüm koktum ben&lt;br /&gt;Buz gibi toprak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çeliğe ipekler ağır geldi&lt;br /&gt;Dünya devrildi.&lt;br /&gt;Yırtıldım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnanmıyorum artık kimselere.&lt;br /&gt;bir önemi kaldı mı ki;?&lt;br /&gt;taşlarla oynarken pamuklarının yağmasının.&lt;br /&gt;Sevmeyin beni.&lt;br /&gt;Tekil it, sürüden it, dokunaklı it, yavşak it, yalnız it, karamsar it,&lt;br /&gt;İt .&lt;br /&gt;İtin beni.&lt;br /&gt;.&lt;br /&gt;.&lt;br /&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öldüğümüz yere gidiyorum.&lt;br /&gt;İşte orada yatıyorsun kaldırımda&lt;br /&gt;Biraz ilerde ben kafama sıkmışım.&lt;br /&gt;Bileşkenleri kayıp bir yolculuk&lt;br /&gt;İki kelime öncesi.&lt;br /&gt;İki dünya.&lt;br /&gt;İki düş.&lt;br /&gt;İki ayrı söz.&lt;br /&gt;Tek ölüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Affettim abla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Affettim abla&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fotograf buradan alıntıdır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3265728758268971570-7782337669858866553?l=ashenica.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ashenica.blogspot.com/feeds/7782337669858866553/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3265728758268971570&amp;postID=7782337669858866553&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/7782337669858866553'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/7782337669858866553'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ashenica.blogspot.com/2009/02/ac-brakr-bir-istanbul-oykusu.html' title='Acı Bırakır - Bir İstanbul Öyküsü'/><author><name>Ashenica</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02429010971565309820</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='14' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/SyMOp1NTSfI/AAAAAAAAAZ4/yGmc6SchGHw/S220/y%C3%BCz%C3%BCm2.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/Sv3OwvVUR6I/AAAAAAAAAWE/nX_Lj7m8gyk/s72-c/____TumInsanlarKIrIk_____by_000gasdasde000.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3265728758268971570.post-7089205860982972982</id><published>2009-02-14T06:58:00.001+02:00</published><updated>2009-11-13T23:27:04.130+02:00</updated><title type='text'>Masum Et Torbacıkları</title><content type='html'>Bir avuç sevgi için hepimizin hayvanlaştığı, salyaları kuruyana dek aptallaştığı kocaman bir dünya önerdiklerinde ilk karşı çıkanların şimdi o güzel pembe odalarında LCD Tv lerinde iki küçük haber kritiğinden öte geçemiyor bu hayata tepkileri. Bilim çağındayız, daha çok veri, daha çok yalıtım, daha çok kayıp, daha çok cansız et torbaları. Buzluğunuzu en son ne zaman kontrol etmiştiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benimde bu hayata tepkim en az sizin kadar ucuz merak etmeyin. Sabahları aynı şuursuzlukla kalkıp kahveye hibe ettiğim beklentilerimle , en yakın düğmeden dalıyorum aranıza. Msn, aol, icq, mirc, birkaç site. Biraz da last.fm ,facebooka girmesek olmaz tabii. Bakalım kimler ne demiş. Bendeki cevheri fark eden olmuş mu. Ne de güzel yazıyorum mutlaka keşfedileceğim. Daha çok insan , daha çok veri. Bir ileri 100 adım geri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kadar aptalın aynı anda veri girdiği bir yerde normal olarak ilk kim neyi dedi neyi önerdi yarışlarında hemen kendimizi bulabiliriz. Sen fikrini belirttiğin anda bir grup onu yalıtmak üzere google searchlere dalmıştır bile. Globalleşmeye, insan sömürüsüne , tekellere karşıyız icabında , büyük bir ağırbaşlılıkla sistem karşıtıyız. Ama durun ilk önce anlamları için Google ‘i bir ziyaret etmeli zira her an her şey değişmiş olabilir. Evet sen böyle düşünebilirsin arkadaşım ama wikipedia öyle demiyor buna. Kanıksanmış verilerin ayarlarıyla lütfen oynamayınız…En son ne zaman kontrol etmiştiniz buzluğunuzu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yarışı kötü yapan en kötü şey onun aptallar yarışı olmasıdır sanırım. Hepimiz bir diğerinden daha cevherli olduğumuzu kanıtlamak adına , kötü örnekler üzerinden iyileri onayladığımız ,sonunda yine aynı yanlışa bu sefer kitleler halinde sürüklendiğimiz, “bilgi” nin değişebilir ve yorumlanabilir kısımlarına dokunmadan teğet geçen ,sonunda herkesin tuttuğu kendine abii şeklinde en ilkel mülkiyet zincirine yakalandığımız trajedilerde buluyoruz yüzümüzü. Şimdi bazı şahsiyetler şey diyebilir bütün genellemeler salakçadır gibi. Eee kardeşim değişik bir aptalın olmadığı bir sürede bütün genellemeler doğrudur.&lt;br /&gt;Kendimizi kandırmayalım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3265728758268971570-7089205860982972982?l=ashenica.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ashenica.blogspot.com/feeds/7089205860982972982/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3265728758268971570&amp;postID=7089205860982972982&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/7089205860982972982'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/7089205860982972982'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ashenica.blogspot.com/2009/02/masum-et-torbacklar.html' title='Masum Et Torbacıkları'/><author><name>Ashenica</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02429010971565309820</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='14' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/SyMOp1NTSfI/AAAAAAAAAZ4/yGmc6SchGHw/S220/y%C3%BCz%C3%BCm2.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3265728758268971570.post-3979318884997152766</id><published>2009-02-14T06:53:00.005+02:00</published><updated>2009-11-13T23:29:14.849+02:00</updated><title type='text'>Yırtık</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/Sv3PnLleAZI/AAAAAAAAAWM/6HrC6RgHKag/s1600-h/79fe616e767ba213.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/Sv3PnLleAZI/AAAAAAAAAWM/6HrC6RgHKag/s400/79fe616e767ba213.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5403703399946256786" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Dudaklarımdan ses çalmaya gelen adam;&lt;br /&gt;Portakal mı kokuyor için&lt;br /&gt;Boynumdaki dolunay huzmelerini görüyor musun&lt;br /&gt;Sun..&lt;br /&gt;Öptükçe kararıyor başaklar”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tanrıçalar gibi yürüyorum bedeninde&lt;br /&gt;Sırtının en kavisli yerine acılı bir sırrı dikerken&lt;br /&gt;Dünyanın çatlağından sızmış bir mırıldanma doluyor odamıza&lt;br /&gt;Beraberinde getirdiği o ağır et kokusunu duymamazlıktan geliyorum&lt;br /&gt;Mavi bir kediyle dans ediyorsun&lt;br /&gt;İşitemediğim diğer sesleri duymak için zorluyorum kendimi&lt;br /&gt;Çok uzaklardan radyoda çalan bir şarkıyı duyabiliyorum sonunda&lt;br /&gt;Karnımda birikmiş şeytan tüyleri kaçışıyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günlerdir bu odadayım belki&lt;br /&gt;Belki de yıllar oldu&lt;br /&gt;Zaman sadece kum ;odamın bir ucunda kavanozun içinde sırıtırken&lt;br /&gt;Yine de düşmüyor süngüsü cellatların&lt;br /&gt;İnsan yırtığından dalıyorlar hayata&lt;br /&gt;Hayatlarımıza…&lt;br /&gt;Derimi inatla bırakmayışım&lt;br /&gt;Derin bir suçlulukla dolduruyor gölgemi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuyularda boğdurduğum tüm sular&lt;br /&gt;yağmur olup akıyor üstüme.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3265728758268971570-3979318884997152766?l=ashenica.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ashenica.blogspot.com/feeds/3979318884997152766/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3265728758268971570&amp;postID=3979318884997152766&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/3979318884997152766'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/3979318884997152766'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ashenica.blogspot.com/2009/02/yrtk.html' title='Yırtık'/><author><name>Ashenica</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02429010971565309820</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='14' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/SyMOp1NTSfI/AAAAAAAAAZ4/yGmc6SchGHw/S220/y%C3%BCz%C3%BCm2.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/Sv3PnLleAZI/AAAAAAAAAWM/6HrC6RgHKag/s72-c/79fe616e767ba213.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3265728758268971570.post-1588865417555742336</id><published>2009-02-10T10:08:00.008+02:00</published><updated>2009-11-13T23:31:08.742+02:00</updated><title type='text'>Falling Horses</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/Sv3QD2lS_PI/AAAAAAAAAWU/NyqavNotExU/s1600-h/Bubbs_by_lostknightkg.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 300px; height: 295px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/Sv3QD2lS_PI/AAAAAAAAAWU/NyqavNotExU/s400/Bubbs_by_lostknightkg.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5403703892524596466" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Havaya karışıyor kalbimin iniltisi. Soğuk gri camın önünde topallayan atları sayıyorum. Kasvetli bir şarkının son ritimleri gibi parmaklarım. Pencere pervazlarına dokunuyor. Sakat ruhum oyalanıyor içimde. Gözlerinizde unuttuğum kelimeler acıtıyor canımı. Dillendirmediğim her şey kesiyor etimi. Ne azdınız oysa, kocaman gövdeye damlayan sular. Yine de bir gövdeyi kirletecek kadar yağdınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Susmak... Sizin gibi olmanın yollarından biriydi sadece. Ben sustum mu bilmiyorum, sanırım öyle çok konuştum ki ,şimdi alnımın ortasında basılmış sevimli dipnotlarınızla yaşamayı öğreniyorum. Küçük oyunlar, küçük sahneler, pembe şekerli trajediler, hepimiz öyle komiğiz, öyle sıradan. Fakat içimizdeki o farklı olma duygusu yaşadığımız en ufak anı ustalıkla kutsallaştırmasını çok iyi biliyor. Baksanıza bütün dünya yüceliklerimizle dolu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Katıla katıla ağlıyor benim ellerim, şeffaf bir tülün ardından kaf dağlarına umut taşırken insanlık. “&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaybedecek şeylerin azlığı bir o kadar anlatma isteğine dönüşüyor. Odaya, kapıya duvara konuşmak gibi. Ötede sandığını berikine yamamak gibi. Herkes kendi şeytanını karanlıkta boğabilirmiş oysa. Boşuna ışıklara kaçtığımız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilinçaltına bir dilaltı hapıyla bu işi çözmek istiyorum. Yetti bunca titreyişim içimde. Dalga dalga gürlüyor bir küçük kız “beni duyan var mı” “beni duyan var mı”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık duymuyoruz seni küçüğüm. Bir trajediye daha kaptırıyoruz günümüzü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi fırtınadan arta kalan ivedi bir yalnızlıkla topluyorum eteklerimi. Kanatlarımı gömüyorum. Tenime işleyen acı kalbimin orta yerinde kendini ilk bulduğu boşluğa karmaya çalışıyor. Kendine olan nefretini saklayarak her kuytu köşesinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uykumun en güzel yerinde ,bir çatlaktan yine sırıtana kadar;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;soğuk gri camın önünde topallayan atları sayıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kalbimin iniltisini bağışlıyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3265728758268971570-1588865417555742336?l=ashenica.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ashenica.blogspot.com/feeds/1588865417555742336/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3265728758268971570&amp;postID=1588865417555742336&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/1588865417555742336'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/1588865417555742336'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ashenica.blogspot.com/2009/02/falling-horses.html' title='Falling Horses'/><author><name>Ashenica</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02429010971565309820</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='14' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/SyMOp1NTSfI/AAAAAAAAAZ4/yGmc6SchGHw/S220/y%C3%BCz%C3%BCm2.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/Sv3QD2lS_PI/AAAAAAAAAWU/NyqavNotExU/s72-c/Bubbs_by_lostknightkg.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3265728758268971570.post-2938534685663992324</id><published>2009-02-10T10:01:00.003+02:00</published><updated>2009-11-13T23:32:21.300+02:00</updated><title type='text'>Bir Daha Hiç Uyanmayacağım Sana</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/Sv3QVRFcIBI/AAAAAAAAAWc/8-jClaEc7Jc/s1600-h/Come_to_me_by_MicaelP.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 204px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/Sv3QVRFcIBI/AAAAAAAAAWc/8-jClaEc7Jc/s400/Come_to_me_by_MicaelP.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5403704191696510994" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Tozlu bir şehir ağrısı gibi düştüğünde gözlerime&lt;br /&gt;Gözkapaklarımda sıkıştırdım en derin yanını&lt;br /&gt;Kelimeler bazen yetersiz kalır&lt;br /&gt;Sözler geçersiz&lt;br /&gt;Bilirsin kalbime gelirken sen&lt;br /&gt;Tek bir sır vardı&lt;br /&gt;Ve sen onu kullandın.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Paçalarınıza devrilen bir uğultu gibiyim ben çoğu zaman.&lt;br /&gt;Geceleri unutmak için yastıklara gömüldüğünüz&lt;br /&gt;Hatırlamak için en ateşli bedenlerde avunduğunuz&lt;br /&gt;En çok terk ettiğiniz ve hiç geri dönemediğiniz&lt;br /&gt;En sıradan huzurların kadını…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıradan kadın halleri işte. Her şeyi tekrar tekrar anımsayıp kendime biçeceğim rollerin sırasını gözden geçirmekteyim. Ne olmalıyım kısımlarım o kadar çok ki bu yeryüzünde. Olamadığım bir şey henüz yok gibi. Buna rağmen seni seven ve sevecek adamlarla dolu bir dünyada yaşıyorsun. Yahu bre adamlar. Benim daha bilmediğim bir şeyi sen nasıl sevebiliyorsun demek istemişimdir hep. Ama hiçbir zaman diyemedim. Çünkü belki de bir hayalin varlığına birilerinin inanması ve senin onu tetikleyen tek mekanizma oluyor oluşun biraz onore ediyordu bünyeni. Hepsi buydu. Tabii sonra kendilerinin var sandıkları bir şeyin ne istediği konusunda sürekli çıkmaza sürüklenmiştir bu tip adamlar. Anlatamazsın ki, arkadaşım senin var sandıkların yok, onları sen yarattın, kendi çıkmazlarınla kendi olması gerekenlerinle süsledin. Şimdi oyunu benim üzerimden bozup, başka karmaşalar yaratmaya gidiyorsun. Ama bil ki bunun sonu yok. Bitmeyecek, anlayamayacaksın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ben değildim. Hiç olmadım. Sen de sen değilsin.İkimiz de burada daha katlanılır kılmak adına yaşadığımız dengesizliği –muş- -mış numarası yapan iki insanız sadece. Böyle de söylenmiyor elbet. Hemen yeni yetme şizofrenik obsesyonlar geliştirmiş bir ergen gibi düşünüyorlar seni. Kıçlarından fırlayan son pesimist, son feminist, frijit bilmem kim oluyorsun sonunda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkeklerin kadınları anlamama dertlerini az çok canlandırabiliyorum gözümde aslında. Masal kahramanları gibiyiz çünkü. Bu güne kadar kadınlarla ilgili edilmiş lafların kutsallğı altında ezilmeye mahkum bırakılmışız . Kadındır, asildir, ahlaklıdır, namusludur, vefakardır, gerçek bir kadın şöyledir böyledir. Yıllardır bitmedi bu terane. Lan yok işte gerçek merçek, en az senin kadar hayvanım bende. Senin kadar zaaflarla donatılmış hala bu dünyayı algılamakta sorun çeken, sahip olduğum şeylerin yönetiminde sorunlar yaşayan bir canlıyım. Ötesi var mı.&lt;br /&gt;Yok…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maalesef yaşadığımız dünyanın bütün olmazları bizi derin çöküntüye oradan yaratmak zorunda olduğumuz hayallere , oradan da onlara olan büyük bir ihtiyaca doğru itecek. Hepimiz gözkapaklarımızda kıstaracağımız o bir saniyelik anlar adına birilerine mış diyeceğiz. Muş olacağız.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3265728758268971570-2938534685663992324?l=ashenica.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ashenica.blogspot.com/feeds/2938534685663992324/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3265728758268971570&amp;postID=2938534685663992324&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/2938534685663992324'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/2938534685663992324'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ashenica.blogspot.com/2009/02/bir-daha-hic-uyanmayacagm-sana.html' title='Bir Daha Hiç Uyanmayacağım Sana'/><author><name>Ashenica</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02429010971565309820</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='14' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/SyMOp1NTSfI/AAAAAAAAAZ4/yGmc6SchGHw/S220/y%C3%BCz%C3%BCm2.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/Sv3QVRFcIBI/AAAAAAAAAWc/8-jClaEc7Jc/s72-c/Come_to_me_by_MicaelP.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3265728758268971570.post-3606327352392560245</id><published>2009-02-10T09:50:00.007+02:00</published><updated>2009-11-13T23:33:47.831+02:00</updated><title type='text'>Bir Kış Öyküsü</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/Sv3QrwxW_hI/AAAAAAAAAWk/A2neaNHehJE/s1600-h/Offspring_by_intao.png"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 304px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/Sv3QrwxW_hI/AAAAAAAAAWk/A2neaNHehJE/s400/Offspring_by_intao.png" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5403704578159345170" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Babannem kadın olmak anlamsız derdi. İnsan olmayı da hiç bekleme. Sen bu dünya ile diğeri arasındaki tek renkli kapısın. Birileri sen istemesen de girecek, istesen de gidecekler. Kalıcı olmayacaksın, an’ların küçük efendisi, ani baş dönmesi, yanılsama, karanlık, birdenbire aydınlık, birileri için uçurumun gülü, başkaları için gökyüzündeki en parlak yıldız olacaksın. Sana ne söylerlerse, nereye koyarlarsa koysunlar sen hiçbiri olamayacaksın. Sıcacık evlerde sonsuza kadar üşüyeceksin. “&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geldiği yerden ölerek çıkıyordu bir kadın&lt;br /&gt;Dişini bileyerek kemiğine&lt;br /&gt;Kaburga kemiklerine saklayarak bir karanfili&lt;br /&gt;İlk kapıldığı an’a titreterek yasladı zamanını&lt;br /&gt;Kırmızı bir halka belirdi önce&lt;br /&gt;Şarap rengi kesikler&lt;br /&gt;Kayıp bir adamı koydu üstüne&lt;br /&gt;Devirdi köprülerini&lt;br /&gt;Bir damla mavi katarak göğsüne&lt;br /&gt;Şişirdi kanatlarını.&lt;br /&gt;Deliveren çatladı kirpiklerinden&lt;br /&gt;Kadının elleri sarardı&lt;br /&gt;Bir adamın bütün boşlukları&lt;br /&gt;Nefesi kesildi mavi balıkların&lt;br /&gt;Bırakırken bulutları&lt;br /&gt;..&lt;br /&gt;gelincik durgunu bir sonbahar&lt;br /&gt;kırık bir ayna&lt;br /&gt;-ya dökülürken&lt;br /&gt;kapandı bütün yaralar..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonunda Kış’a düştü bütün çocuklarım&lt;br /&gt;Kitapsız, yorgansız&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şakaklarımı sızlatan bir ayin eşlik ederken onlara&lt;br /&gt;“sen bu değilsin” yazıldı duvarlara&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cılız bir yaprağa bürünürken koca bir orman&lt;br /&gt;Saçlarımı tutuşturdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve böyle buyurdu bir aşk daha&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acıya çaldırırken toprağını&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3265728758268971570-3606327352392560245?l=ashenica.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ashenica.blogspot.com/feeds/3606327352392560245/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3265728758268971570&amp;postID=3606327352392560245&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/3606327352392560245'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/3606327352392560245'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ashenica.blogspot.com/2009/02/bir-ks-oykusu.html' title='Bir Kış Öyküsü'/><author><name>Ashenica</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02429010971565309820</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='14' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/SyMOp1NTSfI/AAAAAAAAAZ4/yGmc6SchGHw/S220/y%C3%BCz%C3%BCm2.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/Sv3QrwxW_hI/AAAAAAAAAWk/A2neaNHehJE/s72-c/Offspring_by_intao.png' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3265728758268971570.post-54631751910899739</id><published>2009-02-02T09:53:00.009+02:00</published><updated>2009-11-13T23:35:12.097+02:00</updated><title type='text'>Jacaszek – Treny</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/SYamxJlEcYI/AAAAAAAAAII/HnkI6x1OpVg/s1600-h/333.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 320px; height: 320px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/SYamxJlEcYI/AAAAAAAAAII/HnkI6x1OpVg/s320/333.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5298105374963167618" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 Rytm To Niesmiertelnosc I (5:26)&lt;br /&gt;2 Lament (6:54)&lt;br /&gt;3 Orszula (3:36)&lt;br /&gt;4 Zal (4:58)&lt;br /&gt;5 Powoli (5:54)&lt;br /&gt;6 Taniec (5:05)&lt;br /&gt;7 O Ma Zalosci (5:32)&lt;br /&gt;8 Tren IV (3:34)&lt;br /&gt;9 Walc (3:12)&lt;br /&gt;10 Martwa Cisza (5:14)&lt;br /&gt;11 Rytm To Niesmiertelnosc II (4:46)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Michael Jacaszek’in müzik konusunda çok tutkulu olduğunu 2008 yılında piyasaya çıkan Treny albümünde oldukça hissedebilirsiniz. O sanki müziğin şiirini , hikayesini yazan adamdır. Polonyalı olan Jacazsek 90’ların sonlarından beridir birçok projelerin içinde bulunmuş olmasına rağmen son çıkardığı albümle onu tanımış olmaktan çok mutluluk duyduğumu belirtmek isterim. Experimental post classic, elektronic olarak adlandırılsa da ben onun müziğinin fazlasını barındırdığını düşünüyorum. Özellikle “Lament” adlı parçası “bir fırtınanın içinde kaybolup tekrar tekrar yere düşmek gibi” bir his yaratıyor. Eğer Zbigniew Preisner, Avro Part, Max Richter’e aşinaysanız Jacaszek’i hiç düşünmeden deneyin derim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://rapidshare.com/files/192803348/Jacaszek_-_Treny__2008_.rar.html"&gt;Download&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3265728758268971570-54631751910899739?l=ashenica.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ashenica.blogspot.com/feeds/54631751910899739/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3265728758268971570&amp;postID=54631751910899739&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/54631751910899739'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/54631751910899739'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ashenica.blogspot.com/2009/02/jacaszek-treny.html' title='Jacaszek – Treny'/><author><name>Ashenica</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02429010971565309820</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='14' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/SyMOp1NTSfI/AAAAAAAAAZ4/yGmc6SchGHw/S220/y%C3%BCz%C3%BCm2.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/SYamxJlEcYI/AAAAAAAAAII/HnkI6x1OpVg/s72-c/333.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3265728758268971570.post-5726767479550304514</id><published>2009-01-28T23:54:00.005+02:00</published><updated>2009-11-13T23:37:38.263+02:00</updated><title type='text'>HEDER(A)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/SYDUJ3C_kHI/AAAAAAAAAH4/IaxMwnKDcTo/s1600-h/heder.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 108px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/SYDUJ3C_kHI/AAAAAAAAAH4/IaxMwnKDcTo/s320/heder.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5296466427648118898" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sürekli iliklenen bir ağaç&lt;br /&gt;Tararken ıslığımı&lt;br /&gt;Kemiklerim sallanırken bir rüzgara&lt;br /&gt;Ben yeniden doğarım…&lt;br /&gt;Ilgın sazlıklara&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derimin rengi dövünür üstümde&lt;br /&gt;Dışarıda kapışırken akbabalar..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adım Heder benim.&lt;br /&gt;Bir kadın sancısındaki tek inci.&lt;br /&gt;Sürülürüm yere.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tahtadan atlar ve beyaz yalanlar ormanında&lt;br /&gt;Bekler beni “zulmüme gül veren”&lt;br /&gt;Fısıldar göğsüme ;&lt;br /&gt;“Hayat camdan şato.&lt;br /&gt;Unutma ,Hep Kırılacak suyun üstünde.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İpim kopar ,&lt;br /&gt;Karınca yuvalarını yağmalar dizlerim.&lt;br /&gt;Korkmayın sakın.&lt;br /&gt;Bu sefer&lt;br /&gt;Suyun telaşına siyah yorgan getirdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi Etimi iğneleseler de bir deliğe&lt;br /&gt;İçime uçuşan balıkları geri vermeyeceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adım Heder benim.&lt;br /&gt;Bir kadın sancısından sürülmüş&lt;br /&gt;tek siyah inci…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Henüz Kimse yenemedi kalbimi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3265728758268971570-5726767479550304514?l=ashenica.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ashenica.blogspot.com/feeds/5726767479550304514/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3265728758268971570&amp;postID=5726767479550304514&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/5726767479550304514'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/5726767479550304514'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ashenica.blogspot.com/2009/01/hedera.html' title='HEDER(A)'/><author><name>Ashenica</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02429010971565309820</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='14' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/SyMOp1NTSfI/AAAAAAAAAZ4/yGmc6SchGHw/S220/y%C3%BCz%C3%BCm2.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/SYDUJ3C_kHI/AAAAAAAAAH4/IaxMwnKDcTo/s72-c/heder.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3265728758268971570.post-4974360447077735765</id><published>2009-01-27T17:23:00.009+02:00</published><updated>2009-11-13T23:42:04.951+02:00</updated><title type='text'>Ashes and Snow Soundtrack</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/Sv3Sn3qe7gI/AAAAAAAAAWs/FWTY4gxSWug/s1600-h/Ashes+and+Snow+2005+soundtrack.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 393px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/Sv3Sn3qe7gI/AAAAAAAAAWs/FWTY4gxSWug/s400/Ashes+and+Snow+2005+soundtrack.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5403706710313332226" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;01. Devota - Lisa Gerrard and Patrick Cassidy&lt;br /&gt;02. Pasadena - Michael Brook&lt;br /&gt;03. Slow River - Michael Brook&lt;br /&gt;04. Mater Mea - Djivan Gasparyan&lt;br /&gt;05. Vespers - Lisa Gerrard and Patrick Cassidy&lt;br /&gt;06. Womb - Lisa Gerrard and Patrick Cassidy&lt;br /&gt;07. Slow Dawn - David Darling&lt;br /&gt;08. Elephant Pond - Michael Brook and Nusrat Fateh Ali Khan&lt;br /&gt;09. The Absence Of Time - Eastwestern String Ensemble&lt;br /&gt;10. Wisdom - Lisa Gerrard and Patrick Cassidy&lt;br /&gt;11. Tears Of Light - Temple of Sound &amp; Rizwan-Muazzam Qawwali&lt;br /&gt;12. Badnamgar - Robert Een&lt;br /&gt;13. Salomon Rossi Suite - Aether Strings&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muhteşem bir belgesel muhteşem bir albüm. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.mediafire.com/?minknjmtywz"&gt;Download&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3265728758268971570-4974360447077735765?l=ashenica.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ashenica.blogspot.com/feeds/4974360447077735765/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3265728758268971570&amp;postID=4974360447077735765&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/4974360447077735765'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/4974360447077735765'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ashenica.blogspot.com/2009/01/ashes-and-snow-soundtrack.html' title='Ashes and Snow Soundtrack'/><author><name>Ashenica</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02429010971565309820</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='14' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/SyMOp1NTSfI/AAAAAAAAAZ4/yGmc6SchGHw/S220/y%C3%BCz%C3%BCm2.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/Sv3Sn3qe7gI/AAAAAAAAAWs/FWTY4gxSWug/s72-c/Ashes+and+Snow+2005+soundtrack.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3265728758268971570.post-7749082447240123136</id><published>2009-01-21T16:09:00.004+02:00</published><updated>2009-11-13T23:44:07.654+02:00</updated><title type='text'>Arınma</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/Sv3TBmEYC0I/AAAAAAAAAW0/Ng48ELUjO14/s1600-h/aaaaa.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 320px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/Sv3TBmEYC0I/AAAAAAAAAW0/Ng48ELUjO14/s400/aaaaa.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5403707152266693442" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;İçimizin bütün eğrileri kavuşmadan geçmişine&lt;br /&gt;Elenerek çoğalan iklimlere bırakıyorlar yüzlerini&lt;br /&gt;Zifire doluyor kalbim.&lt;br /&gt;Yad-sınan ve yansıyan mavi ışık .&lt;br /&gt;Bütün gebelerin çıplak el verdiği hüznümü yıkıyorlar o bahçede&lt;br /&gt;Usul usul oynaşıyor yaşlı kadınlar urları döverken&lt;br /&gt;Korkuyorum…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya kadar kan, kan kadar et,&lt;br /&gt;Savaş, vahşet, katliam, tecavüz&lt;br /&gt;parçalanmış kuklaların gizli sahnesinde&lt;br /&gt;birkaç dilimlenmiş sözcükle sunuyorlar henüz olamamış olanı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kim olduğumuzu başkalarından duymaya alıştırılan, barkodları gözlerinden fırlayan bir tür oluyoruz&lt;br /&gt;Buz torbalarına sıkıştırdığımız acılarımızla&lt;br /&gt;Bandosunu kaybetmiş ıssız bir kasaba halleri&lt;br /&gt;Bacaklarımızdan saçlarımıza tırmanan çocuk seslerini duymazdan gelerek&lt;br /&gt;Gemilerle utanç satıyoruz limanlara&lt;br /&gt;Biz,&lt;br /&gt;Hala sevişmeyi düşleyen bir kızın çarşafındaki son leke&lt;br /&gt;Dudaklarımızda kıvrılan mucize&lt;br /&gt;Umutla öldürdüğümüz ruh&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olympos&lt;br /&gt;Pandora&lt;br /&gt;Ve artık Prometheus&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3265728758268971570-7749082447240123136?l=ashenica.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ashenica.blogspot.com/feeds/7749082447240123136/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3265728758268971570&amp;postID=7749082447240123136&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/7749082447240123136'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/7749082447240123136'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ashenica.blogspot.com/2009/01/arnma.html' title='Arınma'/><author><name>Ashenica</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02429010971565309820</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='14' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/SyMOp1NTSfI/AAAAAAAAAZ4/yGmc6SchGHw/S220/y%C3%BCz%C3%BCm2.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/Sv3TBmEYC0I/AAAAAAAAAW0/Ng48ELUjO14/s72-c/aaaaa.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3265728758268971570.post-5736436971719682884</id><published>2009-01-21T16:01:00.004+02:00</published><updated>2009-11-13T23:50:16.039+02:00</updated><title type='text'>PaN</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/Sv3UeRWamiI/AAAAAAAAAXE/Bt2zoT8Aco8/s1600-h/bbb.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 320px; height: 318px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/Sv3UeRWamiI/AAAAAAAAAXE/Bt2zoT8Aco8/s400/bbb.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5403708744433048098" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Bir kitabın başında ve sonunda yürüyene;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ağır ağır kapat kapılarını uyur gibi yap Ben gidiyor gibiyim..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzunca bir zamandır yüzümde koku biriktiriyorum.&lt;br /&gt;Çatlayan her dilimime karanfil kokuları, biraz ökse otu damarlarıma. Çetin bir kış sonrası iyice sertleşmiş tenimde böğürtlen katmanları. Küflü acılar yetiştirdiğim kıyılardan kulaklarıma uzanan oyuklar….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Saçlarıma çalınan kara Tuttu gölgemi… Durdu hayat.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeşil balonlara fısıldadım sırrımı,nefesim dağlardan süzülürken Sana yaslandı dilimin ucu&lt;br /&gt;Bak burası öte yan&lt;br /&gt;Sahipsiz, kölesiz, soysuz,&lt;br /&gt;Burada kan aşağılardan&lt;br /&gt;Söz aşağılardan akar&lt;br /&gt;Suçunu yüklenmeye hazır&lt;br /&gt;Bir akrep sürüsü bekler kapında&lt;br /&gt;Sazlıklarda aklını yitiren Pan Oradan oraya koşuşur&lt;br /&gt;Ritmi bozuk kuşlar çarpar bacaklarına&lt;br /&gt;Her şeyden daha önemli ve anlık olan ihanetin,&lt;br /&gt;Paslı küvetlerde gümüşlenir tekrar&lt;br /&gt;Terine katılmış ur tahammül olur dudağında&lt;br /&gt;beni öldürdüğünü unutursun&lt;br /&gt;Ben hatırlarım…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sen hiç gelmedin bu yana….&lt;br /&gt;Hiç karşılaşmadık biz henüz.&lt;br /&gt;Hiç soyunmadık yan yana…&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3265728758268971570-5736436971719682884?l=ashenica.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ashenica.blogspot.com/feeds/5736436971719682884/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3265728758268971570&amp;postID=5736436971719682884&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/5736436971719682884'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/5736436971719682884'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ashenica.blogspot.com/2009/01/bir-kitabn-banda-ve-sonunda-yryene-ar.html' title='PaN'/><author><name>Ashenica</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02429010971565309820</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='14' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/SyMOp1NTSfI/AAAAAAAAAZ4/yGmc6SchGHw/S220/y%C3%BCz%C3%BCm2.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/Sv3UeRWamiI/AAAAAAAAAXE/Bt2zoT8Aco8/s72-c/bbb.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3265728758268971570.post-1507987286279631492</id><published>2009-01-21T04:52:00.001+02:00</published><updated>2009-11-13T23:51:48.417+02:00</updated><title type='text'>Manolya Kırığı</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/Sv3U4kSuR6I/AAAAAAAAAXU/jNXYjfNLUHI/s1600-h/nilgun10.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 250px; height: 319px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/Sv3U4kSuR6I/AAAAAAAAAXU/jNXYjfNLUHI/s400/nilgun10.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5403709196194432930" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Bir bütünlük diledim Tanrı’ dan&lt;br /&gt;Yeryüzüyle gökyüzü arasında kuşkusuz bir çizgi&lt;br /&gt;Sabırla ve inançla bekledim&lt;br /&gt;Telaşsız yürüyebilmeyi..”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suda çalkaladığım her yalnızlık,&lt;br /&gt;tenimde patlamaya hazır çok tesirli bir bomba olurken&lt;br /&gt;Eski bir gürültüyü unutmak için yaslanıyordum beni götürmeyecek bütün gemilere&lt;br /&gt;İki insan öncesi ve iki insan sonrası kadar saçmaydı bu hayat&lt;br /&gt;Varoluşumu rastladığım her yüze bildirip hatırlanmayı beklerken&lt;br /&gt;Frenlerim tutmadı kendime çarpıldım.&lt;br /&gt;Yıpratılmış bir yüz takındım çiçekli çarşaflar içinde, tesirsiz acılarla ovdum bileklerimi.&lt;br /&gt;Giyindiğim bu çirkinlik taştı , kayıp bir yılanla anlaştı.&lt;br /&gt;Akli dengesi bozuk kağıtlar basıldı damarlarıma.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçeğinin peşindeki hayaldim ben.&lt;br /&gt;Bana rastlasanız içimden hızla koşardınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa Tanrı’ya fısıldadım ben&lt;br /&gt;Bu girdabı al benden, bu bozuk süt kokusunu…&lt;br /&gt;Topla ipeklerimi..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama Sus Pus –tu zaman.&lt;br /&gt;Kımıldamadı içimdeki dolunay.&lt;br /&gt;Manolya delirmedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nilgün'e...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3265728758268971570-1507987286279631492?l=ashenica.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ashenica.blogspot.com/feeds/1507987286279631492/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3265728758268971570&amp;postID=1507987286279631492&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/1507987286279631492'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/1507987286279631492'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ashenica.blogspot.com/2009/01/manolya-kr.html' title='Manolya Kırığı'/><author><name>Ashenica</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02429010971565309820</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='14' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/SyMOp1NTSfI/AAAAAAAAAZ4/yGmc6SchGHw/S220/y%C3%BCz%C3%BCm2.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/Sv3U4kSuR6I/AAAAAAAAAXU/jNXYjfNLUHI/s72-c/nilgun10.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3265728758268971570.post-2103826561768209911</id><published>2009-01-20T03:56:00.002+02:00</published><updated>2009-11-13T23:53:58.837+02:00</updated><title type='text'>Kahve Bahaneleri</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/Sv3VVwurNRI/AAAAAAAAAXc/0l--Gwhr_n8/s1600-h/Coff.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 211px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/Sv3VVwurNRI/AAAAAAAAAXc/0l--Gwhr_n8/s400/Coff.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5403709697749103890" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine ben... Aynı yüzsüzlüğümle buradayım. Bahçelerden, konuk sazlıklardan geçerek çakırdikenlerine basarak , topal kelebekler lahtini kucaklayarak, ve söz vererek akşam sefalarına, şakayıklara ..bir daha kimsenin beni incitemeyeceği umudunu yolun sonundaki dumanlı bir mağarada bırakarak …İşte ben..Burada…Kırarken serçe parmaklarımı sofranıza…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kusursuz gün…her şey kendi ekseninde olağan devinimini tamamlarken, ben onun içindeki ışık lekelerini fark ettiğimde anladım. Gerisi ve ilerisi yok oldu.Ne yaptıklarımın önemi vardı artık ne de yapabileceklerimin. Onun içinde dönmek zorunda olan “ben” i kendi kusursuzluğuna teslim ettim. Ölümsüz oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşama olan isteğimi sorgularken bulurum kendimi çoğu zaman ,çünkü bilirsiniz nefret edilecek, küçümsenecek, hakkında sürekli kötü konuştuğumuz bunca materyale sahipken ve sürekli bunları dile getirip yaşadığımız zamanın ucuzluğundan ve çıkmazlarından bahsederken, ertesi gün yine sahneye çıkma arzusunu yeniden duyarız hepsine rağmen. Kötü olmak alışkanlıktır çünkü. Derimizin ve dilimizin üzerinde inceden kapaktır. Çıkıp kendimizi ve herkesi aşağılık ilan edip tekrar,tekrar daha dibine batmayı severiz. Aslında dibine falanda indiğimiz yoktur. Bir tip ritüeldir bu. Yüzeyinde ayağının takıldığı yerden, gözünün iliştiği yerden kurtulma çabasıdır. Karşılaşabileceğin herkesi “kendin” ilan ettiğinde daha katlanılır gelebilir. 2. aşamada herkesi aynı olmakla suçlarız. Oysa zaten en başından her şeyi aynı yapan bizizdir. 2. aşamada kendimizi soyutlama arzusunu yaratan farklı olma isteğini görmezden gelip sırf bunu yapmak zorunda hissettiğimizden dolayı, olanı yerine getiren olması gerekeni tamamlayanmış gibi davranmaya başlarız. Ama durum herkesi kendimiz gibi ilan ederek olduğumuz şeyden kurtulma çabasıdır. Kendimizi bir başımıza iyileştirme çabası ahmakçadır belki de bilemiyorum bunu. Bunun yarattığı tek şey birden fazla “yüz” dür. Birincil yüzüm bu hayatın en ince noktasına dahi tutku beslerken diğer yüzüm onu red etmekle uğraşacaktır. Sonunda sadece kendi içimdeki yüzlerle zaman geçirmek zorunda olan bir yaratığa dönüşeceğim. Bunları yazdığıma göre çoktan dönüşmüş olmalıyım. Kafka’nın yazdığı kadar kolay olabilseydi keşke. Bir böcek ya da bir fare ya da başka bir şey. Ama ben olmayan bir başkası. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyayı kavramaktaki yetersizliğim beni içimin içine kör etmekle kalmayıp dışarısını algılayabileceğim nesnel görüşlerime de darbeler vurup beni yeryüzünde mutsuz, sefil, labirentte kendi çıkışını arayan , bunu da sadece kendi yüzleriyle savaştığında başarabilecek gibi hissetmeme neden olmuştur. Kendi zayıflığımdan yeni bir “ben” kurtarana kadar da devam edecek.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3265728758268971570-2103826561768209911?l=ashenica.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ashenica.blogspot.com/feeds/2103826561768209911/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3265728758268971570&amp;postID=2103826561768209911&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/2103826561768209911'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/2103826561768209911'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ashenica.blogspot.com/2009/01/kahve-bahaneleri.html' title='Kahve Bahaneleri'/><author><name>Ashenica</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02429010971565309820</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='14' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/SyMOp1NTSfI/AAAAAAAAAZ4/yGmc6SchGHw/S220/y%C3%BCz%C3%BCm2.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/Sv3VVwurNRI/AAAAAAAAAXc/0l--Gwhr_n8/s72-c/Coff.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3265728758268971570.post-3645654470319601328</id><published>2009-01-19T18:07:00.001+02:00</published><updated>2009-11-13T23:55:13.892+02:00</updated><title type='text'>Mavi Şato</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/Sv3VtlddE8I/AAAAAAAAAXk/DTBjB313SXo/s1600-h/__by_biumbiumbambalo.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 260px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/Sv3VtlddE8I/AAAAAAAAAXk/DTBjB313SXo/s400/__by_biumbiumbambalo.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5403710107040945090" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derinlemesine iki çizgi çekiyorum sol kolumla bileğim arasına, hayal ediyorum.&lt;br /&gt;Taş zemine damlayan koyu kırmızı o an ,o çok beklediğim an anlamsızlaşıp diğer saplantılı anlarım arasında küçük yerini alıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Koca bir burukluktan bir “ben” çıkarma istediğine çoğu zaman karşı koyamaz kimse. Asıl bu zamanda gerçekten yaratacağımız yeni bir yüz olduğunu düşünürüz hep. Öyleyse insan acıdığında daha berrak bulur kendisini, kaybedecek bir şey yok, özümsenecek ,sevilecek bir şey yok, her şey daha kolaydır. Sonsuz bir ızdırap beklentisiyle çoşturduğumuz ruhlarımız için içinden karanlığın geçtiği yazılar, insanlar, düşünürler bulup olduğumuz şeyi kabul edilebilir kılmak için çabalamak gibi bir ironiyide beraberinde yaşarız. Bazen sarsıcı eski yöntemlerin doğruluğunu daha bir kabul etmiş buluyorum kendimi. İnsanın kendi postundan kurtulmayı dilemesi, karşılaştığı ilk çatlakta ruhunun varlığını fark etmesinden büyük bir huzursuzluk duyuyorum çünkü. Kendimi içine yerleştirdiğim bütün boşluk tanımlarının asla olumlanamayacağını bilmek bu huzurluğumu ötesinde bir kırgınlığa dönüştürerek haz alma olasılıklarımı düşürüyor. Karmaşıklık artık bildiğim dünyanın olmazsa olmazı, yaşam kaynağı oluveriyor aniden. O zamanda gözümün ucuyla yakalayabileceğim bir basitlikten kendimi mahrum edip, dümdüz bir ovada akarsuyun peşine düşmüş bir budala oluyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya üzerine rastgele dağılmış hayvan kümelerinin bir araya gelip böylesine bir yok oluşa sürüklenmesinin cevabı birilerinin bunu istemiş olması,bundan sağaltıcakları güç durumları benim bu hissiyatım karşısında hiç bir şey oluyor, ya da çok küçük bir kısmı. Asıl sorun insanın kendini parçalarcasına kurcalamak zorunda oluşunu yaratan hadise. Bir anlık ağzımızın suyunun akması onu silip yeniden sulanmasını beklemek gibi tuhaf bir durum. Bu bekleyişin adı hepimizde değişiyor adına aşk diyoruz, bazısı şiddet , güç, sevgi, hiçlik,heyecan, vb :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendimi tetikleyici mekanizmamı arayan, hatta çoğu zaman yaratır halde bulan , sürekli uyumak için uykusuz kalan birine benzetiyorum. Mahrum bıraktığım her köşe bir süreliğine o mahrumiyeti basınçla gidermemi emrediyor , ta ki bir diğerine ihtiyaç duyana kadar. Kendimi içimdekine sürekli itaat eden bir sülük gibi hissediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Varoluşun kendi evimizin hiçliği kendi sürgünlüğümüz olması mümkün mü?"&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3265728758268971570-3645654470319601328?l=ashenica.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ashenica.blogspot.com/feeds/3645654470319601328/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3265728758268971570&amp;postID=3645654470319601328&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/3645654470319601328'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/3645654470319601328'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ashenica.blogspot.com/2009/01/mavi-ato.html' title='Mavi Şato'/><author><name>Ashenica</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02429010971565309820</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='14' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/SyMOp1NTSfI/AAAAAAAAAZ4/yGmc6SchGHw/S220/y%C3%BCz%C3%BCm2.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/Sv3VtlddE8I/AAAAAAAAAXk/DTBjB313SXo/s72-c/__by_biumbiumbambalo.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3265728758268971570.post-150035617422073249</id><published>2009-01-19T17:58:00.002+02:00</published><updated>2009-11-13T23:56:39.776+02:00</updated><title type='text'>Akrep Yağmurları</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/Sv3WB0Iz6KI/AAAAAAAAAXs/b-pQizTbLnA/s1600-h/Rainin___Hard_by_yourcharmingfriend.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 320px; height: 240px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/Sv3WB0Iz6KI/AAAAAAAAAXs/b-pQizTbLnA/s400/Rainin___Hard_by_yourcharmingfriend.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5403710454578276514" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“ölüm çarpılırken boynumun kıvrımlarına&lt;br /&gt;aydım.&lt;br /&gt;Dedim git.&lt;br /&gt;Sen hayatsın.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arta kalanlarınızı inançla onarmam beklenirken&lt;br /&gt;Kalbimin orta yerine yığıldım&lt;br /&gt;Tutun ve düşürün beni&lt;br /&gt;Sancılarımın tıpası kalmadı çünkü.&lt;br /&gt;Ucundan boğum boğum kadın çarşaflarıyla toplanıp göçe geliyor koca bir akrep kavmi.&lt;br /&gt;Söyle onlara ,&lt;br /&gt;Bilsinler,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Trenler uçardı burada. Flaubert kumuna sartre duvarları koydum ben, Tutsun diye boşluklarımı.&lt;br /&gt;Çeliğe su verdim.Vişne bahçelerinde uyudum geceleri.&lt;br /&gt;Gümüş patenlerimle palm sokaklarında dolaştım.&lt;br /&gt;Oliver twist belki bulur diye ekmek ufaladım yollara.&lt;br /&gt;Veronica ölmek isterken Sermerkant’ı anlattım ona.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söyle onlara bilsinler,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok yoruldum ..çok yoruldum..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asma bahçelerinizin hüzün kovanına daldırırken başımı&lt;br /&gt;Kapılara dönüktünüz&lt;br /&gt;Görmediniz gölgeme vuruluşumu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söyle onlara bilsinler,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cümlesine sürtünerek&lt;br /&gt;Kirpiklerinden doğacak bir zaman&lt;br /&gt;Katli olacak kalbimin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gürültüyle çekilecek sis tenimden&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3265728758268971570-150035617422073249?l=ashenica.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ashenica.blogspot.com/feeds/150035617422073249/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3265728758268971570&amp;postID=150035617422073249&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/150035617422073249'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/150035617422073249'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ashenica.blogspot.com/2009/01/akrep-yamurlar.html' title='Akrep Yağmurları'/><author><name>Ashenica</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02429010971565309820</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='14' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/SyMOp1NTSfI/AAAAAAAAAZ4/yGmc6SchGHw/S220/y%C3%BCz%C3%BCm2.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/Sv3WB0Iz6KI/AAAAAAAAAXs/b-pQizTbLnA/s72-c/Rainin___Hard_by_yourcharmingfriend.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3265728758268971570.post-5497967475188004746</id><published>2009-01-19T17:31:00.003+02:00</published><updated>2009-11-13T23:58:13.622+02:00</updated><title type='text'>40 Bulutsuz Gece ve Yağmurlu Bir Gün</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/Sv3WXB_FUHI/AAAAAAAAAX0/eVm_wsURxhU/s1600-h/cccccccc.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 300px; height: 300px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/Sv3WXB_FUHI/AAAAAAAAAX0/eVm_wsURxhU/s400/cccccccc.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5403710819072823410" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Bu gelen Bulantı demek ki; bu göz kamaştıran açıklık Bulantı demek? Üstüne kafa yordum! Hakkında yazı yazdım! Şimdi biliyorum artık: Varım ben, dünya var.Dünyanın var olduğunu da biliyorum. İşte hepsi bu. Ama benim için hepsi bir. Hepsinin bir olması garip;korkutuyor bu beni. Su yüzünde taş kaydırmak istediğim o kötü günle başladı. Taşı elime almış atmaya hazırlanıyordum,taşa şöyle bir baktım,bakmamla da başlayıverdi:Taşın var olduğunu duydum. Sonra başka Bulantılar izledi onu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir başka evrende halkalar,ezgiler,yalın katı çizgilerden şaşmazlar. Oysa varoluş bir bükülme, bir eğilme, bir yumuşamadır. “sartre&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Korkunun merkezine filizlenmiş hislerin berraklığını sorgulamak yersiz olurdu sanırım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizi bekleyene duyulan o keskin “iyi” inancı çatlatacak herhangi birine karşı acımasız olduğumuzu kabullenerek başlamalıyız. Kimse olduğu şeyin tanımını duymak istemez zira.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dişlerimi geçirdim göğsüne. Afalladı önce ama bunun baştan çıkarıcı bir oyun olduğunu sanmaya başlayınca yüzündeki endişe yok oluverdi. Öyle sanmasına izin vermek hoşuma gidiyordu. Göğsünden inip kasıklarına doğru ısırdım onu. Yaptıklarıma doğru konumlanmaya bundan zevk almaya hazırladı kendini. Yüzüne doğru yöneldim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seni seviyorum…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eliyle başımı aşağılara doğru sürükledi. İspat et!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet beklediğim tam buydu dedim içimden. Kimse yastığında kafanı istemiyordu. Ayaklarımı gererek, komodinde duran buzu kaybolmuş vodkaya uzandım, kısa bir vuruş ..işte içimdesin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nefesinin bütün hacmi dağılıp dağılıp birikiyordu o an’a. O an.. benim gittiğim andı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ölçüsü var mıydı acımanın bilmem. Işıkları kapattığında gözümün önünde beliren figürlere diş geçiyordum. Son gücümle sıkarken yumruklarımı, işte buradasın , olmadığının adımında, kestane ağaçları yerken hislerimi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve Geri geliyordu bütün kareler. Hatırladım, Babamın içine tükürdüğü bir kadını yaşatmak için Ağlamak için; kaldırımda dizlerimi parçaladığım o günü.. çiğnenmiş bir kötülükle bütün bebeklerimi doldurduğumu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne kadar sürmüştü bu uğultu , zaman gerçeklik algını yitirdiğinde bükülüyordu içine doğru. Sağ ayağımın altında yaşayan küçük balıklar olduğuna inanmak üzereydim ki güneş önce odaya dolup sonra bana çarpınca onlarda kayboldu. Sabahları gözlerini kaldırmak en zorudur bana göre. Olağan nesnelerle kandırdım onları..işte sigaram, çakmağım az sonra içeceğim kahve. Nefesim. Yaşıyorum .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir şeyin kımıldamasını istiyordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sırtımın kaşınmasını.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3265728758268971570-5497967475188004746?l=ashenica.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ashenica.blogspot.com/feeds/5497967475188004746/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=3265728758268971570&amp;postID=5497967475188004746&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/5497967475188004746'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3265728758268971570/posts/default/5497967475188004746'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ashenica.blogspot.com/2009/01/40-bulutsuz-gece-ve-yamurlu-bir-gn.html' title='40 Bulutsuz Gece ve Yağmurlu Bir Gün'/><author><name>Ashenica</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02429010971565309820</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='14' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/SyMOp1NTSfI/AAAAAAAAAZ4/yGmc6SchGHw/S220/y%C3%BCz%C3%BCm2.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_bsd7z7dVyIQ/Sv3WXB_FUHI/AAAAAAAAAX0/eVm_wsURxhU/s72-c/cccccccc.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
